"ikisini birden satamam. Ev cok bos kalir. Bir evde çocuk sesleri duyulmali, yemek pişmeli. Oysa biz evde sadece iki yaşlı kaldik."
...
"Eger bir köpeğimiz bile olmazsa, ev cok sessiz kalacak" derken Pasakli'ya bakiyordu Buyukbaba Feryat.
kendimi ne kadar suçlarsam, o kadar sizi yargılama hakkına sahibim. daha iyisi, sizi kendinizi yargılamaya kışkırtırım, bu da beni öylesine ferahlatır.
hepimiz suçlu olduğumuz zaman demokrasi olacaktır. ne var ki, aziz dost, yalnız ölmek zorunda kalmanın öcünü almak gereklidir. ölüm yalnız başına olur, kölelik ise ortaklaşadır. ... . sonunda herkes bir yere gelir, ama dize gelmiş ve başı eğik olarak.
yargı vermekten yine de kaçınmadıkları için ahlaka sarılırlar. kısacası, erdemli bir şeytanlıkları vardır onların. gerçekten tuhaf bir çağ! kafaların karışık olmasında ve kusursuz bir koca iken tanrıtanımaz olan bir dostumun zina işleyince dindar kesilmesinde şaşılacak ne var!