Tüm ömrünü bir şeyler bekleyerek geçirmişti zaten; babasının işten eve dönmesini beklemek, sevgiliden gelecek, ama hiç gelmeyen mektubu, yıl sonu sınavlarını, treni, otobüsü, telefonu, tatilleri, tatillerin sonunu bekle-mek, hep beklemek. Şimdi de kendisiyle önceden randevulaşmış olan ölümü beklemek zorundaydı.
Leyla’nın Defteri
İnsanların otoriteden bu kadar korkmasına şaşırıyorum ama daha da hayret verici olan şey kolayca yalanlara inanıvermeleri. Onlara sorsan hiçbir gazeteye güvenilmez. Ama orada yazan her şeye de inanırlar. Tabii gazeteler pislikle dolu, yalanla dolu. Sürekli hükümetlerin koltuğunun altına sığınmaya çalışan gazeteciler, yöneticiler, ülkedeki duruma göre tavır
almakta usta oldukları için ve şu anda rüzgârlar ülkenin aydınlık kesimlerini süpürmek üzere estiği için durmadan iftiralar yayımlıyorlar.
Şu meşhur atasözünü biliyor musun? "Yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden uçup gider" derler ama insanlar genelde yanlış anlıyor. . Bu, erkeğin parası tükendiğinde kadının gittiği anlamına gelmiyor aslında, erkeğin parası bittiğinde kalbini kaybettiğini, kendi kendini değersizleştirdiği anlamına geliyor. Erkek bu durumda aşağılık kompleksiyle kendini çaresizlik içinde hisseder ve kadını kendin-den uzaklaştırır. Erkek bu noktada yarı delirir ve kadından kurtulana kadar silkeler de silkeler.