Mâtüridî'nin yağmur metaforu dinin tarihsel seyri içinde nasıl bozulmaya uğrayabileceğini açıklamaktadır: Yağmur buluttan ilk çıktığında arı ve temizdir. Ama atmosfere girdikten sonra, orada bulunan kir ve toz adına ne varsa hepsini yüklenerek aşağıya iner. Böylece kaynağı itibariyle tertemiz olan yağmur, kat ettiği mesafenin kendisine bindirdikleriyle safiyetini kaybeder.Aynı şekilde ilahi kaynağı itibariyle tertemiz ve arı olan din, tarihi yolculuğu sırasında uğradığı milletlerin ve toplumların ona bindirdikleriyle safiyetini kaybedebilmektedir.
İslâm dîninin hak bir din olup, hristiyanlığın ise, hak din olmaması; dünyâda yapdıkları eserler ile sâbitdir. Çünki müslimânlar, dinlerinin emrlerini yapmakda, ya’nî islâmiyyete uymakda kusûr etdikce, za’îfliyerek ilmde ve fende geri
kaldılar. Hristiyanlar ise, dinlerini ne kadar terk etmiş, hristiyanlıkdan ne kadar uzaklaşmışlar ise, o kadar kuvvetlenip, ilmde ve fende
ileri gitmişlerdir. Son zemânlarda hristiyan devletlerin ta’kîb etdikleri yol, kitâbları olan İncîlin emr etdiği yolun tam tersidir.
Bu herkesce ma’lûmdur.
Aslında inanca dair tüm yoldan çıkmaların, sapmaların temel kaynağı İlahi Vahyin insanlar tarafından iyi veya kötü niyetle bir şekilde bozulmasından kaynaklanmaktadır.