İlk bașta ışıltısıyla ve gururumu okşamasıyla gözümü kamaştıran sosyete yaşamı kısa sürede benliğimi bütünüyle ele geçirmiş, alışkanlık hâlini almış, zincirlerini üzerime atmış ve ruhumdaki duygusal boşluğu doldurmustu. Artık hiç kendimle baş başa kalmıyordum ve durumumu uzun uzun düşünmeye korkuyordum. Sabahın geç vaktinden akşamın geç saatlerine kadar bütün zamanım doluydu ve dışarı çıkmasam bile bana ait değildi. Bu durum bana artık eğlenceli de değil, sıkıcı da değil, sanki her zaman böyleymiş, böyle olmalıymış gibi geliyordu.