öncelikle sabırsızlıkla beklediğim küçük kadınların devam kitabını okuduğum için çok mutluyum. bu güzel baskıyla sunan koridor yayınlarına da çok teşekkür ediyorum.
ilk kitabın verdiği o sıcak aile ilişkileri, kardeşlik, doğruluk mesajları yeniden bu kitapta hissedilir bir şekilde öne çıkıyordu. tek fark, artık sadece küçük kadınları değil gerçekten büyümüş ve hayatın gerçekleriyle yüzleşen kadınları, yani Alcott'un söylemiyle "eşleri"i okuyoruz.
belki de okuduğum ilk andan beri beklediğim birleşme olmadıysa da mutlu birliktelikler yaşandığını söyleyebilirim. diğer yandan bana garip gelen ve olmasını tercih etmeyeceğim olaylar da yok değildi. bu bakımdan kalbimi kıran bir olay da vardı. o sıcaklığı, gerçekliği, acıyı kalbinizde hissettiğinizi söyleyebilirim. bu yüzden aslında Alcott'un kalemini seviyorum. başından sonuna kadar, büyümek isteyeceğiniz bir evin sıcaklığına şahit olup aslında orada sizde büyüyorsunuz. daha önceden tanışsaydım eminim kişiliğimde olumlu yönde etkileri olurdu ki, şimdi bile etkilendiğimi ve bu kitaptan bir şeyler öğrenmeye devam ettiğimi söylemeliyim.
kitabın sonunda da kavrayacağımız gibi, her mutlu hayatta, günlerde bir acı vardır ve olmalıdır. bizi insan yapan bu değerleri ve olayları, yaşamın gerçeklerini bu kadar sıcak bir dille, dolaylı bir şekilde bu kadar iyi anlatamazdı yazar. ben kurgulasaydım yapmayacağım olaylar olmasına rağmen yazarın karakterlerini çok çok iyi tanıyarak oluşturduğunu ve en iyisinin gerçekleştiğini de bir taraftan biliyorum.
aynı zamanda, gelenekselleşmiş ataerkil düşünceyi, kadın ve erkeğe karşı oluşan toplumsal kalıplar çok fazla ön plana çıkıyordu. ilk kitapta da olduğu gibi maalesef. okurken bundan rahatsız olmadığımı söyleyemem.
bu girdiyi yazana kadar kitabı bu kadar benimsediğimi bilmiyordum :d
İyi EşlerLouisa May Alcott · Koridor Yayıncılık · 20212,151 okunma
Okurken hissetmemek elde değildi. Jane ile birlikte sevindim, üzüldüm, acısını hissettim. Bu kadar güzel ifade edilemezdi duygular. En sevdiğim tarafı da buydu ve aynı zamanda Jane’den kendimden parçalar bulmaktı. En sevdiğim kitap oldu.
çok beğendiğim bir kitaptı. keyifle hiç sıkılmadan okudum. hayatımızda yeri olan içeceklerin aslında dünya tarihini nasıl da etkilediğini görüyorsunuz ve bunlar azımsanmayacak etkiler değil, içtiğiniz içeceğe farklı bakmaya başlıyorsunuz. okumak için dünya tarihiyle alakalı bir temele ihtiyacınız yok aslında, zaten yazar olayları açıklayıcı ve kısa bir şekilde anlatıyor. tavsiye ederim.
maalesef iyi ki okumuşum diyemiyorum. roman Michel Foucalt’nun dediği disiplin toplumunda geçiyor. Yani insanların devlet tarafından kontrol edilmesi için gerekçesiz şekilde tutuklandıkları ve alıkonuldukları zamanlarda. Hatta Paris’te bir yılda çok büyük sayılarda insanlar tutuklanmıştı. Hapishaneler böyle icat edildi. O dönemi sosyal durumunu anlayabilirim diye okumuştum ama maalesef daha çok roman kahramanımızın içsel dünyasını görüyoruz. Adalet sisteminden, hiyerarşiden bahsediliyor ama yeterli gelmedi. Romanda fiili olarak pek ilerleme olduğunu düşünmüyorum, sadece zaman geçiyor.
Kapitalizmin insanların hayatını nasıl etkilediğini nasıl mahvettiğini anlatıyor. O dönemdeki duygular, olaylar öyle iyi tasvir edilmiş ki içinde yaşayıp üzülüyorsunuz..
Günümüz dünyasında bir o kadar farketmediğimiz kapitalizmin etkileri, sel sularına kapılmış gibi sürüklendiğimiz bu zamanda kitap çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
Özellikle sonu beni çok etkiledi; çaresizlik, acı, fedakarlık hepsini bir arada görebilirsiniz. En iyi anladığım şey şu ki bu “canavar” sadece toprakları, evleri yıkıp geçmedi, aileleri kavramını yıktı, insanların birbirlerine olan bakışlarını değiştirdi, eşitsizliği arttırdı. Yarattığımız dünyanın kölesiyiz artık.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,6bin okunma