said

Aslında durumlarımız çok da farklı değildi. İkimiz de zaman kazanmaya çalışıyorduk. Çünkü bu hayatta, kazanabileceğimiz başka hiçbir şey kalmamıştı.
Sayfa 319·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çünkü eminim ki herkes gibi onların da insanlık için iki dileği vardı. Birincisi, dünya barışı. İkincisi de: Kimsenin kanı yerde kalmasın!
Sayfa 315·Kitabı okudu
O güne kadar kimseye kaba davranmamış sıradan insanların içindeki şiddeti ortaya çıkarınca, bir anlamda rahatlıyordu. Böylece aklında yarattığı hayali gerçek onaylanmış oluyordu: Bu dünyadaki her insanın içinde acımasız bir canavar vardır. O canavarı gizlemek için de her şeyi yapar. Dolayısıyla bu dünyadaki her insan iki yüzlü bir yalancıdır.
Sayfa 211·Kitabı okudu
Çünkü adalet ortadan kalkınca öylesine güçlü bir saçmalık girdabı oluşuyordu ki bunun karşısında söylenebilecek her sözün anlam ve ciddiyetini bir karadelik gibi yutuyordu. Dolayısıyla, dört yıl iki ay on üç günlük bir adaletsizliğin kurbanı olmuş Blake’e verebileceğin tek ciddi yanıt, sessiz kalmaktı. Gerçekten de, ne zaman haksız yere cezaevinde kalmış biriyle karşılaşsam utanır ve susardım. Çünkü o insanlara söylenebilecek hiçbir söz, ömürlerinden çalınmış zamanı geri getiremezdi…
Sayfa 282·Kitabı okudu
Teoride hizmet ettiği ancak pratikte ezdiği halka ve yönettiği hükümetin üyelerine narsisist bir ebeveyn gibi davranacaktı. Örneğin, ilgi odağı olmak için sahte hastalıklara yakalanan, Munchausen sendromuna sahip bir ebeveyin gibi, tehlikede ve hedefte olanın daima kendisi olduğunu iddia edecek ve geçirdiği her gün hassas olacaktı. Böylece zaman içinde yakınındakiler, “Aman Başbakan duymasın, çok üzülür! Zaten hassas günlerden geçiyoruz!” diyerek bazı olumsuz gelişmeleri ondan saklamaya başlayacaktı. Bunun yanında hep ona muhtaç kalmaları için çocuklarının gelişimini özellikle engelleyecek, yani ülkedeki işsizliği azaltmak yerine sosyal yardımları artıracaktı. Sonra da yeri geldiğinde bu yardımları insanların yüzüne vuracak ve “Eğer başkasına oy verirseniz size sütümü helal etmem!” anlamına gelen cümleler kuracaktı. Muhalefetten söz ederken, çocuklarına babalarının kötüleyen, hatta ondan korkmalarını sağlayan anneler gibi konuşacaktı. Böylece insanlar, o şeytani babayı daima evin dışında tutacak ve asla ona oy vermeyecekti. Ve elbette çocukları arasında ayrım yapacak, toplumun Bir kesimine aşırı ilgi gösterirken, diğer kesimini sürekli eleştirecek ve ona düşmanca yaklaşacaktı. Böylece ülke dinlen evde, hiç bitmeyen bir çatışma, bir rekabet ortamı yaratacaktı. Son olarak da, kendisi bakımlı, şık ve zengin görünmek için her şeyi yaparken çocuklarının aç ve evde suların akmıyor olmasını asla önemsemeyecekti. On milyonlarca insan da bu davranış kalıbına kendini kaptıracak ve Başbakan’ı, anne ya da babaları gibi görecekti, böylece hükümet ve birey arasında, mantık üzerine kurulu olması gereken ilişki duygusal bir düzleme kayacak ve ebeveynine ihanet ediyormuş gibi hissettiği için muhalefete oy vermeyenler olacaktı. 
Sayfa 268·Kitabı okudu