İnsanların pek çoğu gülmeyi hiç beceremezler. Hoş buna becerememek de denemez ya! Çünkü bu bir Tanrı vergisidir, değiştirmeye de imkân yoktur. Yalnız kendini yeniden yetiştirir, iyi bir biçimde geliştirir, kötü huylarını yenebilirsen, problem kalmaz: o zaman böyle bir insanın gülüşü de her hâlde iyi bir tarzda değişirdi. Bazı insanlar gülüşleriyle kendilerini büsbütün ele verirler, siz de onun bütün iç yüzünü bir anda anlayıverirsiniz. Hatta hiç şüphe yok ki zeki bir gülüş bazen iğrenç olur, iyi gülebilmek için her şeyden önce içten olmak gerektir. İnsanlarda içtenlik de kalmadı ya neyse ? Gülüş hırsla karıştırılmaz, insanlarsa çoğu zaman hırslarından gülerler. İçten gelen, hırsla karışmayan gülüş, neşe demektir. Günümüzün insanlarında neşe nerede, hem insanlar neşelenmesini biliyorlar mı? Zamanımız insanlarının neşesine dair söylenen bu sözler Versilov’un sözleridir. Bir insanın kişiliğini uzun zaman anlayamazsınız ama karşınızdaki bir gün içten bir gülüşle gülüverirse onun bütün kişiliğini, avucunuzun içi gibi öğrenmiş olursunuz. Ancak en yüksek, en mutlu bir gelişmeye erişen insan, başkalarıyla birlikte, yani ister istemez, iyi yüreklilikle eğlenmesini bilir. Bunları söylerken o insanın zekâca gelişmesinden değil de kişiliğinden, bütün olarak bir insandan söz etmek istiyorum. Böylece bir insanı incelemek, ruhunu öğrenmek isterseniz susmasına yahut konuşmasına, veya ağlamasına, yahut da soylu düşüncelerin etkisi altında kalarak heyecanlanmasına bakıp ileri geri konuşmayın, en iyisi gülerken inceleyin. Bir insan güzel gülüyorsa iyi bir insan demektir. Bu arada bütün küçük farkların da altını çizelim: Gülen insan ne kadar neşeli, ne kadar saf olursa olsun gülüşü size budalaca görünmemelidir. Gülüşünde en küçük bir budalalık eseri görürseniz, bu adam, etrafına en zekice