Üslûb-u Beyan, Ayniyle İnsandır!!!
Üç prenses annesi
Ben bu dünyadan yalnızca geçiyorum sizin gibi kalıcı değilim…
An vivere tanti est?
open.spotify.com/track/3dyjALPqr...
Ülke bizlere bütün olanakları kapattığı için çalışmamız, geçinmemiz, hayatımızı sürdürmemiz mümkün değildi. Sanki çelikten bir çember geçirmişlerdi etrafımıza, ayağımıza prangalar vurmuşlardı. Bu derece öfke, bu derece nefret, bu derece cezalandırma, yok etme isteği düşman esirlerine bile duyulmaz. Demek ki bir şeylerden çok korkuyorlardı. Ülkenin okuryazarlarını, aydınlarını susturma ve yok etme niyetleri, hem cehalet komplekslerinden, kendilerini bizim yanımızda aşağılanmış hissetmelerinden hem de işledikleri suçları ülkeye ve dünyaya duyurabilecek insanlardan kurtulma niyetinden kaynaklanıyordu galiba, o kadar adam öldürdükten ve işkence yaptıktan, uydurma mahkemeleriyle arkadaşları idam etmelerinden sonra bu suçların duyulmamasını istiyorlardı. Oysa biz duyuruyorduk. Hapishaneden bile gizlice avukatlara verdiğimiz yazılarla neler olduğunu en azından Amnesty International'e, insan hakları örgütlerine ulaştırabiliyorduk.
Denizlerin idamında hazır bulunmuş olan avukat arkadaşımız hapishaneye geldi ve o anları teker teker anlattı, biz de kayda geçsin diye her kelimeyi yazdık. Üç arkadaşımızı astıkları yetmiyormuş gibi bir de eziyet etmışler. Birbirlerinin idamını izletmişler. Ağızlarından bir pişmanlık sözü çıkmasını boşuna beklemişler ama hiçbiri öyle bir şey söylememiş, tam tersine bağımsız ve eşit bir Türkiye özlemini haykırmışlar. Onları idama mahkûm eden mahkemenin başkanı olan Ali Elverdi dudağında bir sigara, gözleri keyiften kısılmış halde, büyük bir zevkle izlemiş bunları ki biliyorsun adam hâkim bile değildi, hukuk eğitimi yoktu. Bu zalim rejimin celladı olarak yer alıyordu orada. Rejimler hep aynı taktikleri uyguluyorlar; Franco, Salazar, Pinochet, hep aynı şeyler. Acaba birbirlerinden kopya mı çekiyorlar yoksa hepsi de el yordamıyla aynı yöntemleri mi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mutluluk için başka hiçbir şeye gerek yoktu, sadece nefes almak yeterdi. Ama insan, nefessiz kalmadan nefesin, hapsedilmeden özgürlüğün, ölümle yüzleşmeden yaşamın kıymetini bilemiyordu.
Kişinin kendi deneyimlerinden pişmanlık duyması, kendi gelişimini durdurması demektir. demektir. Kişinin kendi deneyimlerini inkâr etmesi, kendi yaşamının dudaklarına bir yalan koymaktır. Bu, ruhun inkârından başka bir şey değildir.