Cengiz Aytmatov, Kırgızistan Türk edebiyatının en önde gelen simalarından birisidir. Kırgızistan milli yazarı seçilmiştir. Editörlük, muhabirlik, büyükelçilik yapmış çok yönlü bir insandır. Eserleri birçok dile çevrilerek evrensel bir kimlik kazanmıştır. Bazı kitapları sinemaya uyarlanmıştır. Hayatı boyunca birçok ödüle layık görülmüştür. Bunun yanında milli kimliğinden ayrılmamıştır.
1963 yılında yazdığı “Toprak Ana”, yazarın ilk romanıdır. Üslubu; benzetme, betimleme ve kişileştirmeleri ile harika bir roman olmuş. Romanında bozkır ortasında bir köy üzerinden savaşın yıkıcılığını ele alıyor. Toprağa değer veren ve ona bağlı olarak yaşamını sürdüren köy halkının, savaşın başlaması ile yaşadığı olumsuzlukları anlatıyor. Savaşı şu sözlerle özetliyor: “ Bir savaşın haklısı, galibi olabilmek için, sonuna kadar savaşmak ve yenmekten başka çare olmadığını ben işte o zaman anladım. Ya savaşacak yenecektik, ya da ölecektik.”
Kitapta savaşla birlikte yaşanan zorlukları, hasat zamanının umutla beklenmesini, merkezden alınan ürünler sonucunda geride kalan köylülerin yaşadığı zorluk ve açlığı, koca kışı zorla geçirmek zorunda kalan ve birbirine kenetlenerek ayakta kalan köy halkını görüyoruz.
Kitap, Tonganay Ana’nın toprak ana ile muhabbetiyle başlıyor. Eşi Suvankul ile tanışmalarını ve aile olmalarını; çocukları Kasım, Caynak ve Masalbek’in büyüyüp adam olmaları; oğlu Kasım’ın evlenmesi ile gelini Aliman’ı görüyoruz. Savaşın başlaması, cepheye giden eşinin ve çocuklarının ölüm haberleri, baş başa kalan gelin Aliman ve Tonganay’ın acıklı hayatıyla devam ediyor. Tonganay Ana, toprağa bağlı zorlukla geçen bir ömrünü, yine toprak anaya anlatıyor.
Toprak Ana romanı her ne kadar savaş ile hayatı değişen insanları konu alsa da satır aralarında hazineler gizli. Suvankul’un “ …İnsanın