Yirminci yüzyıl, dünyanın hiç olmadığı kadar hızlı değiştiği bir dönem. Zhang Wei’nin Kadim Gemi romanı, bu büyük dönüşümlerin gölgesinde kalan Wali kasabasının hikâyesini anlatıyor. Nazım Hikmet’in Yirminci Asra Dair şiirindeki şu dizeler bence yüzyılı en berrak şekilde özetliyor:
> "Asrım sefil, asrım yüz kızartıcı, asrım cesur, büyük ve kahraman."
Wali’de yaşananlar da bu dizelerin ruhundan farklı değil. Çin’in kuzeydoğusunda bulunduğu söylenen, yazarın yarattığı bu hayali kasaba, bin yıldır kendi halinde yaşayıp giderken; ırmak boyundaki değirmenlerin yalnızca buğdayı değil zamanı da öğüttüğü, geçim kaynağının noodle üretimi olduğu sakin bir yerken; 20. yüzyılın kırılmalarıyla tamamen başka bir kimliğe bürünüyor.
İmparatorluğun yıkılışı, Çin Komünist Partisi’nin iktidara gelişi, Büyük İleri Atılım ve Kültür Devrimi… Bu büyük tarihsel dalgalar, kasabanın gündelik hayatına sızarak orayı baştan sona dönüştürüyor. Zhang Wei, tüm bu değişimleri Wali’nin üç büyük ailesi ve üç kuşak üzerinden anlatıyor: İmalathanenin ilk sahipleri Sui ailesi, devrim sonrası işletmenin yönetimini devralan Zhao ailesi ve daha çok zanaatkârlığıyla öne çıkan Li ailesi.
Roman, noodle imalathanesinin tarihini merkez alarak hem toplumsal hem de bireysel dönüşümün izini sürüyor. Tıpkı Émile Zola’nın Germinal’de yaptığı gibi, anlatılan dönemi "küçük insanların" gözünden vererek büyük bir roman kuruyor. Zhang Wei’nin başarısı da tam burada: Tarihin devasa akışını, kasabanın sessiz ama derinden etkilenen insanlarında somutlaştırarak evrensel bir dönüşüm hikâyesi anlatıyor.