Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Severek okuduğum bir hikaye savaşın sadece cephede değil geriye kalan ailelerin yaşadığı hayat mücadelesini insanın yüreğine ateş düşürecek cinsten anlatan yazar okuru da kendine hayran bıraktırıyor. Cengiz Aytmatov’un kitaplarını çok duymuşluğum var lakin okumak yeni nasip oldu ve anlatılanlar kadar varmış diyorum. Sadece övmek olmaz naçizane ufak bir eleştirim de olacak; yazarın zaman algısı çok hızlı akıyor Yani olayların geçtiği yılları anlatımı çok hızlı geçiyor bi konu üzerinde daha çok yazılabilirdi hissi oluşuyor tabi bazı okurlar bunu pek sevmezler ama böylesi iyi bir yazarın kitapları daha uzun olsa da olur yine de sevilerek okunabilir diye düşünüyorum. Örneğin bu hikaye konu olarak içerek olarak çok kapsamlı ve geniş bir hikaye ve daha yüzlerce sayfalık yazılabilirdi tabi. Yazar bile fazla uzatmamış ben niye uzatayım konuyu diyorum ve size iyi okumalar dilerim...