Mustafa Bağcı

Mustafa Bağcı
@mstfbgcc
Lisans
Van
Gevaş/Van, 26 Ocak 1991
33 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı

Mustafa Bağcı

, bir kitap okudu
7/10
·148 syf.·
4 günde okudu
·
2025 10. kitabı
Komisyon
7/10 · 1 okunma
Reklam
Pembeli hanımın aşkından çılgına dönmüş bir halde, yaşlı amcamın tütün kokan yanaklarını deli gibi öptüm; amcam epeyce sıkıntılı bir tavırla, açıkça söylemeye cesaret edemese de, bu ziyaretten annemle babama bahsetmesem daha memnun olacağını ima ederken, ben gözlerimde yaşlarla, iyiliğini hiç unutmayacağımı, bir gün minnetimi kendisine göstermenin yolunu mutlaka bulacağımı söylüyordum. İyiliği beni gerçekten o kadar etkilemişti ki, iki saat sonra, yeni kazandığım önemi annemle babama açıkça belirtmediğini düşündüğüm birkaç esrarengiz cümlenin ardından, az önce yaptığım ziyareti kendilerine en ince ayrıntısına kadar anlatmayı daha açıklayıcı buldum. Bu davranışımla amcamın başını derde sokacağımı düşünmüyordum. Böyle bir şeyi istemediğime göre, nasıl düşünebilirdim? Benim sakıncalı bulmadığım bir ziyareti annemle babamın sakıncalı bulacağını da tahmin edemezdim. Bir dostumuz mektup yazmayı ihmal ettiği bir hanımdan onun adına özür dilememizi tembihlediği halde, bizim önem vermediğimiz bir suskunluğa söz konusu hanımın da önem vermeyeceğine hükmedip bir şey söylemememiz çok sık rastlanan bir olay değil midir? Ben de herkes gibi başkalarının zihnini, sunulan şeylere belirli bir tepki göstermekten äciz, edilgen ve uysal bir hazne zannediyordum; amcamın sayesinde gerçekleşen tanışmanın haberini annemle babamın zihnine sunmakla, bu tanışma hakkındaki kendi iyi niyetli yargımı da arzu ettiğim şekilde onlara aktardığımdan hiç kuşkum yoktu. Ne yazık ki ailem, amcamın davranışını yargılarken benim önerdiğim ilkelerden çok farklı ilkeleri benimsedi. Babam ve büyükbabamla amcam arasında hararetli münakaşalar olmuş; ben bunu dolaylı bir yoldan öğrendim. Birkaç gün sonra, sokakta üstü açık bir arabanın içinde amcamla karşılaştığımda, hissettiğim üzüntüyü, minneti, pişmanlığı ona
Alıntı
Swann'ın yazdığım notu okusa ve amacını tahmin etse, yaşadığım yürek daralmasıyla alay edeceğini düşünüyordum, oysa daha sonra öğrendim ki, aksine, benzer bir yürek daralması uzun yıllar boyunca onun da içini kemirmişti ve belki de beni en iyi anlayabilecek kişi oydu; Swann, sevdiği kadının kendisinin bulunmadığı gidip onunla buluşamayacağı bir eğlence yerinde olduğunu sezmenin getirdiği yürek daralmasıyla aşk aracılığıyla tanışmıştı, aşk bir bakıma bu yürek daralmasının kaderidir, onu tekeline alır, özelleştirir; ne var ki, benim durumumda olduğu gibi, yürek daralması içimize aşk, hayatımızda boy göstermeden önce yerleştiğinde, aşkın bekleyişi içinde, başıboş ve serbest dalgalanır, belirli bir duygunun tekelinde değildir, bir gün bir hissin, ertesi gün bir başkasının, käh evlat sevgisinin, käh dostluğun emrindedir. Swann, Françoise gelip de notumun iletileceğini haber verdiğinde benim ilk kez tanıştığım mutluluğu da çok iyi biliyordu; bu yalancı mutluluğu, sevdiğimiz kadının onunla buluşmak üzere bir balonun veya davetin verildiği konağa ya da bir tiyatrodaki prömiyere gelen bir arkadaşı veya akrabası bizi çaresizlik içinde, sevdiğimizle konuşmak için bir fırsat kollayarak dışarıda aylak aylak dolaşırken gördüğünde yaşarız. Söz konusu şahıs bizi tanır, teklifsizce yanımıza gelip orada ne işimiz olduğunu sorar. Biz akrabasına ya da arkadaşına acil bir mesaj iletmek zorunda olduğumuz yolunda bir yalan uydurduğumuzda da, meselenin kolaylıkla çözülebileceğini söyleyip bizi girişe alır, beş dakika içinde sevdiğimizi yanımıza göndereceğine dair söz verir. Düşmanca, ahlaksızca, harikulade girdapların sevdiğimiz kadını bizden uzaklara sürüklediğini, bize güldürdüğünü zannettiğimiz o garip, cehennemi daveti bir tek cümlesiyle gözümüzde dayanılır, insani ve neredeyse olumlu
Alıntı