İnsan, bir kuşu, yavrusunun kanat tüylerini yolar, sonra onu kendi kendine yaşasın diye yuvadan dışarı iterken görse, dehşete kapılır; oysa insanın kendi yavrusuna yaptığı tam da bu, diye düşündü
Kendimi her ne kadar, felsefi bir kitap hakkında inceleme yazısı yazabilecek yetkinlikte görmesem de bu değerli eser hakkında bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Çünkü yayımlanalı 2 yılı geçmiş olmasına rağmen 1000kitap uygulamasında henüz 13 kişinin bu kitabı okumuş olduğunu fark ettim ve bu durum beni biraz üzdü.
Eser, psikolojinin kendini bir bilim dalı olarak rüştünü ispat etmesinden çok önce "bilinçdışı" kavramının felsefesi temellerini merak edenler için oldukça derinlikli bir çalışma. İnsanın sadece akılcı bir varlık olduğu yönündeki Aydınlanma çağı iyimserliğini kıran iki dev ismi merkeze alıyor: Schopenhauer ve Nietzsche
Kendimizi tanıma yolculuğunda "akıl" denilen fenerin aydınlatamadığı o geniş karanlık alanı aydınlatmaya çalışan bir rehber niteliğindeki bu akademik çalışmayı felsefe ve psikoloji seven herkese tavsiye ediyorum.