Toplumları değiştirmenin zorluğundan bahseden bu roman sadece savaş değil toplum düzeni, aşk, mücadele yılları, umut konularını da içinde barındırır. Oldukça sürükleyici bu eser hayattan alıntılar içerdiğinden okumanın lezzetinin ve tarihsel roman olma özelliğiyle savaşı bir başka açıdan (toplum açısından, toplum gözünden ) anlatmakta olup adeta Ahmet Celal’in çektiği sıkıntıları hissedebiliyoruz. Köyde kimse Ahmet Celal’in kolunun olmadığının farkında değildir çünkü köylü halkı Ahmet Celal’den daha beter durumdadır. Köylü olabildiğince fakir birbirini sömürmeye çalışan ve bunun verdiği büyük bir ruhsuzluk içindedir.
Betimlemeleriyle acıyı kahramanla birlikte sonuna kadar hissettiğim bir kitap. Biyografik anlamda izler taşıması bakımından merak uyandırıcı. Yaşayan bilir, acı yaşayana ağırdır cümlelerini doğruluyor.
“Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklarımızdır”
Her sayfasında uzaklara daldıran bir kitap ve bu cümleyle üç gün düşündüğüm kitaptır kendileri. Mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. İyi okumalar..