Eğer sevgi, "sahip olmak" türünde ele alınacak olursa, kendinin kılmak, denetim altında tutmak anlamlarına gelecek ve böylece de canlandırmak ve hareketlendirmek yerine, boğucu, engelleyici ve kısırlaştıcı bir eylem haline dönüşecektir.
Doğayı fethetme arzusu ve doğa düşmanlığı zihnimizi öylesine köreltmiş ki, doğal kaynakların da bir sonu olduğunu ve bir gün tükenebileceklerini, ayrıca doğanın insandaki bu sömürücü tutuma karşı kendini savunabileceği gerçeğini bir türlü göremiyoruz.
Ekonomik sistemin gelişmesini belirleyen "İnsan için iyi olan nedir?" sorusu, yerini "Sistemin gelişmesi için iyi olan nedir?" sorusuna bırakıyordu. Bu yanlış anlayışın insanlara iğne gibi batan sivri ucunu gizleyebilmek için de, "Sistemin gelişimine yarayan her şey, insanın refahna ve mutluluğuna da yararlıdır" düşüncesine yaygınlık kazandırılıyordu.