koray

koray

, bir kitap okudu
9/10
·200 syf.··
2020 117. kitabı
Fırat Yaşa
8.1/10 · 95 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·560 syf.··
2020 116. kitabı
ali şeriati'yi tanımak için bu kitabı mutlaka okumuş olmak gerek. ben okurken hayretler içinde kaldım. dine karşı din ve kendisi olmayan insanı da çok sevmiştim ama bu onların çok çok üstünde bir eser. insan okurken neye uğradığını şaşırıyor. ilginç gelecek ama buram buram samuel beckett kokuyor. aynı üslup aynı espiri anlayışı. kitabın bazı sayfaları nefis tiratlara dönüşmüş. kitabı bir "itiraflarım" olarak görmemek gerek. yazar her ne kadar iç dünyasını kendini kaybetmişcesine dökse de otokontrolü sağlamaya çalışıyor. gözümden utanıyorum, gözün anlamayacağı şekilde ağlamak mümkün mü? gibi vecizeler ve renkler üzerinde yaptığı o mükemmel konuşma heyecan vericidir. avrupa kadınını taklit eden doğulu kadını hedef alan bir bölüm var. şöyle der: "zavallı avrupalı kadınlar, böylesine kötü taklitçileri olduğu için kim bilir ne kadar utanıyordurlar. ne doğuludurlar ne batılı, ne kadındırlar ne erkek! ne yenilikçidirler ne muhafazakar, ne tahsillidir ne cahil, ne toplumsaldır ne evcil, ne akılları vardır ne kalpleri, hiçbir şeyleri yok. her şeyleri boş. altmış, yetmiş kiloluk boyalı ve sesli et yığınları!" bunun biraz devamındaysa der ki: "erkekleri! az önce sözünü ettiğim kadınların elbisesini değiştirmeniz yeterli." belki çok sert. belki rahatsız edici bir üslup ama gerçek. modern batı edebiyatını seven birileri bu giriyi okuyorsa ne yapın edin şu kitabı elinize alın. gerçekten çok şey kaybediyorsunuz. ha unutmadan, gözlerini yüzüme açma! ek: yazarın ölüm sebebi olarak cinayet ihtimalinden dem vurulur. ben artık intihar etmiş olabileceğini de ihtimaller arasına ekliyorum.
Yalnızlık Sözleri 1Ali Şeriati · Fecr Yayınları · 2012362 okunma
10/10
·327 syf.··
2020 115. kitabı
kitap dört bölümden oluşmaktadır. bu bölümler: dine karşı din, anne baba biz suçluyuz, evet, öyleydi kardeşim ve ekler olarak başlıklandırılmış. kitabın girişinde fecr yayınlarının, yazılanlardan biz sorumlu değiliz biz sadece aracıyız tavrı üzücü. yani bu açıklamayı yapmak zorunluluğunu hissetmeleri acı. bi taraftan da bu tavır okuyucuyu daha da meraklandırıyor. ali şeriatı dinin asla dinsizlikle mücadele etmediğini vurguluyor. malumunuz biz hep "dinsizler" kavramıyla başka dinlere inanları işaret etmekteyiz. tarih boyunca inancımız doğrultusunda başka dinlerle bilek güreşine girip kan ve gözyaşı akıttık. bunun yanında şeriati dinsiz insanların topluluklar oluşturmamasına dikkat çekiyor. dine karşı din başlığında dikkat çekici nokta şudur; inandığımız din hangi din? zaten yazarın en büyük derdi budur. islam mı hangi islam? günümüzde sıkça tiye aldığımız malum söz "gerçek islam bu değil" işte yazarın derdi tam olarak bunu anlatabilmektir. şeriati "din korkunun bir ürünüdür, din afyondur, din özgürlüğü ortadan kaldırandır ve din feodal sistemin ürünüdür" sözlerinin hangi dinler için geçerli olduğunu anlatmaya çalışır. bu uydurulmuş, saptırılmış şirk dinine dönmüş inancın reçetesi olarak da eğitimi göstermiştir. zira "şirk dininin koruyucusu cehalettir" gibi bir söz etmiştir. ayrıca dinin günümüzde politikacıların halka vurduğu gem olduğunu oldukça güzel ifade etmiştir. hatta mevcut durumu meşrulaştırmanın en güzel yollarından biri olduğunu göstermiştir. en büyük tehlikenin de zaten dindaşın gibi gözükenler olduğunu söylemektedir. şeriati islam'ın isyan edebilmek demek olduğunu defalarca vurgulamaktadır. hatta ebuzer'in meşhur sözünü de burada alıntılayalım "evinde yiyecek bir şeyi olmadığı halde, kılıcını çekip insanlara saldırmayan kimseye şaşarım". şeriati için
Dine Karşı Din / Anne Baba Biz SuçluyuzAli Şeriati · Fecr Yayınları · 20091,562 okunma
9/10
·200 syf.··
2020 114. kitabı
okuması oldukça zahmetli bir eser. kitapta oldukça yoğun bir imgesel anlatım var. anima ve animus kavramlara yabancıysanız, daha önce psikoloji okuması yapmadıysanız 200 sayfalık bu kitabın ne denli yoğun olduğunu tahayyül etmeniz imkansızdır. sen nerden biliyorsun ulan derseniz, kendimden biliyorum. yalnız tüm bunları bir kenara bırakırsak gene de okuyabilirsiniz. çünkü jung kavramları kitap içinde peyder pey yapıyor. bazen kendimizin ötesindeki eserleri okumamız, en azından bunun için çaba göstermemiz içinde bulunduğumuz çukurdan çıkmak için farz oluyor. bu bağlamda kitaba gözünüzü kapatmayın derim. jung'ın avrupalı kadın için açtığı bölümün en başında böyle buyurdu zerdüşt alıntısı yapması ve bu alıntının " kimileri var ki, hizmete tme yükümlülüklerini fırlatıp atarken, son değerlerini de atmış olurlar" cümlesini içermesi dikkat çekicidir. sırf bu husus bile uzun uzun irdelenecek ve hatta tartışılacak bir konudur. bazi karşıtlıklar da yine sorgulanmaya açıktır. örneğin "kadının sevgisinin duygusuz olması" yargısı enteresandır. sevginin duygusuz olması. ortaçağın yüzkarası cadılık ile ilgili de oldukça güzel bir bölüm yer almakta. cadılığı ortaya çıkan "dengeleyici" psikolojik krize oldukça farklı bir bakış açısı kazandırıyor. hatta aklınızda büyük bir soru işareti bırakması için şu cümleyi alıntılayabilirim: "geç ortaçağın silinmeyen lekesi cadı avı,meryem anaya olan derin saygının artmasının bir sonucudur". buyrun buradan yakın. kitapta bu şekilde bir çok dikkat çekici bölüm var. fedakar annelerin psikolojisi, eşcinselliğin sonuçları gibi konularda radikal söylemlerle tabularınıza hücum ediyor. velhasıl emek isteyen ve fakat emeğinizin karşılığını veren bir kitap.
FeminenCarl Gustav Jung · Pinhan · 2016633 okunma