günümüzde geçerliliği kalmamış, çağın gerisinde kalmış bir eserdir. öncelikle amacım sadece yermek değil. ben de çok beğendiğim noktaları alıntılayacağım. fakat uç noktada saçmalıklar var ve bu saçmalıklardan da bahsedilmesi gerekiyor.
kitaba geçmeden önce bir konuya değinmek isterim. bunun arada kaynaması hoş olmaz. herkes bilir ki bu kitap kant'ın başucu kitabıdır. fakat ben bu kitabı okurken uzun süre kant bu kitabın neyine vurulmuş lan diye iç geçirip durdum. ta ki 4. bölüme gelene kadar. dördüncü bölüm bence kitabın en dikkat çeken bölümü. en azından kant bence bu bölümden yola çıkarak metafiziğe bakışını temellendirmiş. aynı şekilde bu kitap en çok da bu bölümde geçen dini ifadeler yüzünden taşa tutulmuş. kant'ın prolegomena ve ahlak metafiziğinin temellendirilmesi eserlerini okurken emile'nin 4. kitabını anımsayarak okumalıyız diye düşünüyorum. prolegomena gerçekten kant'ın en ağır kitaplarından biri ve bence bu kitabı yazmasını jean-jacques rousseau bu kitabıyla tetiklenmiş. kant'ın hayata bakışında 4. bölüm önemli bir yer kaplamış diyebiliriz.
neyse gelelim kendi çocuklarının yüzüne bile bakmayan rousseau'nun çocuk eğitimi üzerine yazdığı eserin içeriğine.
- insanın özü neyse odur. eğitim sadece bir alışkanlıktır. eğer biraz özgür kalırsa ve eğitimden uzaklaşırsa alışkanlık durur, doğal olan geri gelir der.
katılmamak mümkün değil.
evet gelelim en vurucu tespitlerinden birine!...
-hekimler vücudu iyileştirse de, cesareti öldürüyor. cesetleri yürütseler bundan bize ne! tehlikelerden korkmamıza yol açan şey tehlikeleri bilmemizdir. "daha ileri gidip diyorum ki, kendim için hiçbir zaman hekim çağırmadığım gibi, çocuğum için de yaşamı açıkça tehlikeye girmediği sürece çağırmam". devam ediyor "korku ve kaygı özellikle de ilaçlar az mı insan