Semih Doğan

9/10
·104 syf.··
2022 7. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2022 23:47
Selçuk Baran’dan okuduğum 3. kitap “Yelkovan Yokuşu” oldu. Daha önce okumuş olduğum “Tortu” isimli eserinde olduğu gibi bu eser de yazarın öykülerinden oluşuyor. Toplam 7 adet öykü var kitapta. Öyküler arasında bir bağlantı yok gibi görünse de hissiyat, tema ve şiirsel aktarım gücü bütün öykülerde benzerdi. Öykülerde en çok göze çarpan temalar, yalnızlık, hayatı yaşama isteği, hayal kırıklığı, umutsuzluk, yıllar boyu süren mutsuzluklar ve hayattan darbe yemiş insanlardı. Yine çok keyif aldığım bir okuma oldu benim için. Kitaba ismini veren “Yelkovan Yokuşu” hariç, diğer 6 öyküyü de çok beğendim. Yelkovan Yokuşu’nu ise ya çok derin olduğu için anlayamadım ya da diğerlerine nazaran daha yavan bir öyküydü. Keskin bir yorum yapmak istemiyorum… Öykü yazmanın inceliklerini bilen, işlediği temaları okura net bir şekilde geçirebilen, mutlaka her öyküsünde tatmin edici bir derinlik bulunan Selçuk Baran’ı severek okumaya devam edeceğim. Keyifli okumalar dilerim.
Yelkovan YokuşuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020367 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·212 syf.··
2021 116. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2021 19:08
Selçuk Baran, son zamanlarda başıma gelen en güzel şey... "Tortu" isimli eserini okuduktan sonra cümlelerimi özenle seçmiş, abartılı ifadeler kullanmaktan kaçınmıştım. Çünkü okurları etkilediğimiz bu tür kitap yorumlarında daha dikkatli hareket etmeli ve hiçbir okuru yanlış yönlendirmemeliyiz. Özellikle de genç okurları... Fakat "Bozkır Çiçekleri" isimli bu eserden sonra artık daha cüretkar yorumlar yapabilirim. Bu yüzden incelememe de iddialı bir cümleyle giriş yapmak istedim. Sadece şimdi vereceğim, Bozkır Çiçekleri'ne ilişkin bilgi bile size yazarın tarzını ve edebi gücünü az çok yansıtacaktır. İncelemenin sonlarına doğru ise yazarla ilgili genel düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. "Bozkır Çiçekleri" özelindeki bilgiye geçersek, yazar kitabın hemen başına Metin Altıouk'un şu şiirini yerleştirmiş: "Acıya, aşka ve kışa Rengini savura savura, Bozkır Çiçeği Kavrulur zamanla." İstanbul'da doğup büyümüş ve bitki örtüsü olarak beton görmüş biri olarak bozkırdaki hayatı ve bozkır çiçeklerini pek bilmem. Bu sebeple bozkır çiçeği nedir diye internetten araştırdım. Karşıma Ekşisözlük'te yer alan şu bilgi çıktı: "Bozkırın kızgın güneşli günlerine kadar ömürleri olan, ince narin ama kıraç toprağa ve gecenin soğuğuna dayanabilecek kadar güçlü çiçeklerdir bunlar. Ne bol su isterler ne de humuslu bir toprak. Hayatta örnek alınası canlılar..." Kitapta ise yolları kesişen üç sıradan insanın -üç bozkır çiçeğinin- birbirlerinin hayatlarına dokunup daha sonra sessizce kendi yollarına gitmesi anlatılmış. Selçuk Baran'ın bozkır çiçeklerinin isimleri, Seyfi, Nurten ve Müfit. Yukarıdaki Metin Altıok'un şiirinde bahsedilen bozkır çiçeği ile Ekşisözlük'ten aldığım tanımda yer alan bozkır çiçeği özellikleri, eserimiz açısında son derece önem arz etmekte. Çünkü yazar, bozkır çiçeklerinin
Bozkır ÇiçekleriSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20211,274 okunma
Bir Yalnızlık Senfonisi
10/10
·104 syf.··
2021 112. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2021 23:39
Normalde kitap incelemelerine müzik eklemesi yapmıyorum; ama bu sefer kitabı yansıtan şu şarkıyı da dinlemenizi istedim: youtube.com/watch?v=fBG8RDA... “Gerçek hayat, insanın doğru bulduklarını yapabildiği bir hayattır.” Kitapta Selçuk Baran böyle bir tanım yapıyor. Açık bir şekilde yazmasa bile hayatı en az ikiye ayırdığı ve yaptığı ayrımlardan birinin, “gerçek hayat” olduğu ortada. Gerçek hayat nedir? Hepimizin içinde bulunduğu, somut yaşantı hali diyebiliriz. Peki hepimizin ayrı ayrı içinde bulunduğu gerçek hayatla ilgili böylesine hüzünlü ve insanı karamsarlığa sürükleyen bir tanım yapılabilir mi? Söz konusu tanımı yapan Selçuk Baran ise, evet yapılabilir. Onun hayatında uçuk kaçık hayallerin yeri yok. Anlaşılan o ki, çok fazla hayal kurmuş ve çok fazla hayal kırıklığı yaşamış. Yaşamış ki, “insanın doğru bulduklarını yapabildiği bir hayattır,” demiş gerçek hayata. Tanımın içerisine hayalleri, umutları, sevinçleri hiç koymamış bile… Kitaba gelirsek, kitabın 100 sayfalık bir hüzün şöleni, yalnızlık senfonisi olduğunu söyleyebilirim. Her sayfada hüzün, yalnızlık ve umutsuzluk sizi karşılıyor. "Tortu" ile ilgili yazılan kitap yorumlarını okuduğumda eserin birbiriyle bağlantılı 5 öyküden oluştuğu söylenmiş. Bu bilgi kesinlikle yanlış. Tortu isimli bu eser, 5 bölümden oluşan tek bir öyküyü bizlere sunuyor. Kitapta annesini ve babasını kaybetmiş iki kardeşin hayatı, tercihleri ve hüzünleri bize anlatılmış. Bu kardeşlerden özellikle Halim karakterinin kitabın ana karakteri olduğunu söyleyebiliriz. Yazarın konuyu işleyişi, kardeşlerin tercihlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini, hayatın kardeşlere neler sunup neler sunmadığını anlatışı kelimenin tam manasıyla muazzamdı... Selçuk Baran ile çok geç tanıştım; ama bundan sonra azılı hayranlarından biri
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,636 okunma
9/10
·112 syf.··
2021 103. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2021 18:27
Haberlerde intihar eden veya öldürülen bir kadın gördüğüm zaman aklıma hep sonbaharda dökülen yapraklar gelir. Çünkü o yapraklarda ağır bir yaşanmışlık, yıpranma, sonuna kadar mücadele etme; fakat buna rağmen çevresel faktörlere daha fazla dayanamayıp kendini sonsuzluğa bırakma hali vardır… Antabus’u okuyana kadar ne Antabus’un ne olduğunu ne de Seray Şahiner isminde bir yazar olduğunu bilmiyordum. Öncelikle beni hem yazarla hem de bu eseriyle tanıştıran Başak Tanrıverdi’ye (psk.okuyor) teşekkür ederim. Antabus’ta hepimizin yakından tanıdığı bir karakter var. Bu karakterin en önemli özelliği ise “kadın” olması. Tıpkı ailemizde, yakın çevremizde, komşularımızda gördüğümüz kadınlar gibi bir kadın. Ve doğduğu andan itibaren bir kadının karşılaşabileceği tüm zorluklarla karşılaşan bir kadın. Söz hakkı olmayan, düşünceleri önemsenmeyen, taciz edilen, tecavüz edilen, satılan, dövülen, hakaret edilen, kandırılan, yaşama hevesi elinden alınan bir kadın… Çok beğendim Antabus’u. Seray Şahiner, itinayla, atlamadan tüm detaylara değinmiş eserinde. Bu kitabı her kim okursa okusun coğrafyamızda kadın olmanın ne kadar zor olduğunu ta en derininden hissedecektir, bunu garanti ediyorum. Tavsiyedir, okuyunuz.
 AntabusSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20195,3bin okunma
9/10
·160 syf.··
2021 100. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2021 15:46
Adem'den Önce isimli bu harika eser, Charles Darwin'in dünyayı yerinden oynatmasına sebep olan meşhur evrim teorisinin, uygulamalı bir şekilde nasıl gerçekleştiğini bizlere anlatan bir edebi kurgu eserdir. Adem'den Önce'yi değerli kılan unsur ise, Charles Darwin'in evrim teorisinin ortaya çıkmasından yaklaşık 50 yıl sonra 1906 yılında yazılarak yayımlanmasıdır. Yani henüz teknoloji bunca gelişmemişken, bilgiye ulaşmak bunca kolaylaşmamışken ve bilim dünyası evrim teorisine bu kadar sıcak bakmıyorken Jack London son derece cesur bir şekilde ortaya çıkarak evrim teorisini adeta kurgulaştırmış ve dünya okurlarına armağan etmiştir. Kitapta, modern çağda yaşayan; fakat gördüğü rüyalar vasıtasıyla tarih öncesi ve henüz insanoğlunun modernleşmediği bir çağda gerçekleşen olaylara bizzat yaşayarak şahitlik eden bir Amerikalı çocuğun başından geçenler anlatılmış. Daha doğrusu, rüyalarında başından geçenler anlatılmış... Tarih öncesi çağ olarak nitelediğimiz o çağda Amerikalı çocuğun bize anlattıklarına göre, üç ayrı tür insansı yaratık vardır: 1- Ateş İnsanları. (En gelişmiş tür olup konuşma, alet yapma, alet kullanma, ateş yakma, soykırım yapma gibi özelliklere sahiptirler.) 2- Ağaç İnsanları. (En ilkel tür olup konuşamazlar, alet kullanamazlar, ağaçlarda yaşarlar, hayatlarına korku yön verir ve ilkel görüntüye sahiptirler.) 3- Halk insanları. (Ağaçtan yere inmeyi başarmış; fakat mağaralarda yaşayan orta tür. Anlaşılacağı üzere yukarıdaki iki türün arasında konumlanmış türdür.) İşte Jack London'ın kurgusu bu üç insansı yaratığın yaşadıkları ve yaşattıkları üzerinedir. Yazar tarih öncesi çağlardan günümüze ışık tutmayı da ihmal etmemiştir. Benim en sevdiğim bölümler ise şimdiki genetik miraslarımızın açıklanmaya çalışıldığı bölümlerdi. Karanlık gibi, yüksekten korkma gibi
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma