Kitap okuyan her okurun içinde az da olsa yazma isteği oluşur. Yazma işi ise göründüğü kadar kolay değildir. Son yıllarda ülkemizde yazarlık atölyeleri artmakta, 'yazar olabilirsin' tarzı kitaplar çok okunmaktadır. Genelde bu tür kitapları okuduğumuzda 'herkesin yazar olabileceği" vurgusu yapılır. Bu ne kadar doğrudur? Herkes kitap çıkarabilir ama herkes yazar ya da şair olamaz. Semih Gümüş'ün "Yazar Olabilir miyim?" kitabı benzerlerinden farklı olarak herkesin yazar olamayacağını ya da yazar olmanın o kadar kolay olamayacağını anlatan türden bir kitap.
Semih Gümüş, yaratıcı yazarlığın bir ustadan öğrenilmeyeceği gibi yazarlık okullarında ya da atölyelerinde de öğrenilmeyeceğini savunuyor. Dahası, yazarlığın bireysel bir uğraş olduğu, yeni yazarın bir metnin nasıl yazılacağına ilişkin yolları kendisinin bulması gerektiğini dile getiriyor.
Aynı zamanda yazarlığa giden yolun başında okumak gelir, hatta okumak yetmez, nitelikli okuma yapmak gerekir, diyor. Yani yazarlık, kitaplardan öğrenilir. Yazarın okulu, okuduğu kitaplardır.
Peki neler okunmalı? Aslında bunun cevabı yok. Yazar adayının; okuduklarının, okuması gerekenlerin çok azı olduğunu ve okunmazsa olmaz pek çok yazarı daha okumadığını bilmesi gerekiyor. Yani her okuma, yazar adayının ne kadar eksik olduğunu görmesi açısından önemli. 30-40 kitap okuyup "tamam ben yazar oldum" diyerek yazmaya başlamak en büyük yanlış olsa gerek.
Yaratıcı yazarın, dilini kusursuz bir şekilde kullanması gerektiğini söylüyor Semih Gümüş. Ayrıca dili temiz kullanan yazarların da mutlaka okunması gerektiğini söylüyor. Bu yazarları örnek olarak, Vus'at O. Bener, Tahsin Yücel, Adalet Ağaoğlu ve Cemil Kavukçu gibi isimleri veriyor.
"Türkiye'de her üç kişiden beşi şairdir" demiş Aziz Nesin. Devrik cümlelerle aklındakileri yaz, biraz da