Serkan Karaismailoğlu’dan okuduğum aynı zamanda Nöro-roman alanında okuyacağım ilk seri kitap.
Sinirbilimsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu bir roman türü.
Kitaplara bakış açımın değiştiği, farklı tarz arayışıma ilaç olan bir eser.
Dili yer yer akıcı yer yer durup düşünmeli yer yer ise altını çizip tekrar okumalı bir kitap. İçinde barındırdığı bilimsel bilgileri “Bir kitapta okumuştum şöyle diyordu” şeklinde sohbetlerimde kullanacağım için çok keyif aldım.
Karakter analizlerinde zorlansam da başlarda kim kimdi diye düşünsem de birden kendimi bir kaosun içinde buldum.
Çocukların yaşadığı gerçek olmaması umduğum olaylar beni derinden etkiledi. Ana iki karakterin de benzer çocukluk yaşamaları yaşananları daha gerçekçi kılınmıştı.
Betimlemeler zaman zaman eksikti aynı zamanda karakterlerin yaşadığı hikayelerin belli kısımlarının olmaması olay örgüsünden kopardı.
Hayatın acı gerçekleriyle aşk, evlilik, çocukluk travmaları, yeniden doğuş, bilim, yapay zeka gücü, teknolojinin sınırsızlığı, insan beyninin çalışma şeklinin mucizeliği, intikamın soğuk yüzü, insani hırslar ben de etki bırakan konu başlıkları oldu.
Duygu veya hayal gücümle değil düşünce ve mantığımın sınırlarını zorlayarak okuduğum bu kitapta bir bulmaca hazzı aldım. Bulmacayı çözerken ara ara verilen anekdot bilgiler kitabı okurken düşünmeme ve öğrenmeme yardımcı oldu.
Kitap hakkındaki eleştirilerden biri bölüm başlarındaki alıntıların başka eserlere ait olduğu ile ilgiliydi. Diğer eleştiri ise içerisindeki bilgilerin genel geçer ve çok klişe bilgiler olduğu yönündeydi. İlk olarak bölüm başlarındaki sözler bilindik alıntılar veya kitaplardan alınan cümleler olması kitabı basitleştirmemiş aynı zamanda bölümün içeriğiyle bizi daha samimileştirmiştir. Kitapta