Yazmakta inatçı olan bir yazar ama buna izin vermeyen aç bir vücut.Sanrılarla geçen,psikolojik ve bedensel çöküşü betimleyen bir otobiyografi.Aşırı akıcı,ne olacak nasıl ilerleyecek bu hikaye diye elinizden bırakamayacaksınız.
Bazı hikayeler hariç işlenen konular o kadar sıradan o kadar hayatın içindenki.Özellikle ilk 3 hikayede 'Bu muydu ? ' diye sordurttu.Çünkü okurken o kadar güzel bir betimleme,duygu aktarımı,merak uyandırma oluşturmuşki yazar asla böyle bitmemeli diyorsunuz.Ama zaten yazarın hedeflediği de bu;çok basit bir olayı anlatım gücüyle etkili hale getirmek.Yazara göre ne anlatıldığı değil nasıl anlatıldığı önemli.Ve okura da haklıymış dedirttiyor bence.Bana dedirtti en azından:)
Yukarıda bazı hikayeler dedim çünkü özellikle Düğün ve Pandomima hikayeleri konu açısından da anlatım açısındanda etkileyiciydi.
Şeker Portakalı ve Pal Sokağı Çocukları kitabı tadında...Okurken aşırı zevk veren,güldüren,düşündüren ve hüzünlendiren bir konusu var.Kitabı buruk bir hisle bitirdim."Keşke böyle olmasaydı" deriz ya, tam da bu düşünceye müsait bir kitap.
Dostluk,koşulsuz güven,ırkçılık,işçi sınıfı,fiziksel gücün zekasız bir işe yaramayacağı üzerine bir sürü şey hissedecek ve öğreneceksiniz.
Slim'in de dediği gibi:
'Üzülme,bazen mecbur kalır insan.'
Mecbur kalmamak duasıyla.
Herkesin okuması gereken,ahlak ve değerler üzerine hikayeler anlatan,bir solukta okunan, güzel dersler veren bir kitap.Tekrar tekrar okunabilir.Kütüphanede bulunması gereken kitaplardan biri.
Kitabın başında Tatar denilen bir devedikeninin insanlar tarafından koparılmasına,üzerinden belki de bir arabanın geçmesine rağmen kökünden koparılamamasını,koparılsa dahi büyük acı verdiğini Hacı Murat'ın yaşamına ve yaşadığı sona benzetiyor Tolstoy.
Hacı Murat'ta tıpkı Tatar(Devedikeni) gibi köklerine çok bağlı,düşmanlara karşı dik durabilmeyi son anda bile başarabilen bir kahraman olarak anılıyor bu kitapta.
Hacı MuratLev Tolstoy · Cem Yayınevi · 200318,5bin okunma