… sen istediğin kadar Marx’ın ve Engels’in sözünü et; bizim yeni alfabeyi sökemiyorsan Hazreti İsa’nın ve Hazreti Muhammed’in sözünü et istediğin kadar-güze güz, kışa kış, yağmura yağmur, kara kar, tuza tuz, ekmeğe ekmek denir gene. Kar bastırır yarın veya öbürsü gün; ekmekler tükenir, çocuk ağlar evde. Atı arabaya koş, şehire yollan- Marx’ın ve Engels’in soğumuş külleri duymaz soğuğu.
Suriye savaşında yıkılmış bir caminin fotoğrafının üzerine, “Birileri elinize silah verip, ülkenizin yönetimini devirmizi isterse, bu manzara aklınıza gelsin” yazmak olayları açıklamaya yetmiyor. Bu cümle, halkın haklı şikayetlerini, onyıllardır maruz kaldığı aşağılanmayı ve yabancıya el açacak kadar çaresiz kalışını gözden kaçıran bir tuzak aslında. Coğrafyaya yabancıların müdahalesi kadar, yabancıların bu coğrafyada nasıl yer bulabildiğini ve halkların neden yabancıdan medet umar hale geldiğini de konuşabilmek gerekiyor… Tarihi ve coğrafyayı doğru anlamak gibi bir kaygımız var ise.