🌿🤲 Hayırlı Cumalar... Allah'ım... Bu mübarek Cuma sabahının bereketi ve hürmetine; kalbinde taşıdığı yükü kimseye anlatamayan kullarına ferahlık ihsan eyle. Bugün edilen duaları rahmetinle kabul eyle. Gece olup herkes sustuğunda içinden sessizce ağlayan gönülleri Sen duyuyorsun. Kim hangi derdin içinde kaybolduysa, ona ummadığı yerden çıkış kapıları nasip eyle. Rızık bekleyenlerin kapısını bereketinle aç. Şifa bekleyenlerin bedenine, ruhuna ve kalbine şifa indir. Evlat hasreti çekenlere hayırlı evlat, yuvasında huzur arayanlara merhamet ve muhabbet nasip eyle. Borçla, geçim sıkıntısıyla, yalnızlıkla ve korkuyla mücadele eden kullarını çaresiz bırakma Allah'ım. Kimseyi kimsenin eline ve diline muhtaç etme. Gönlü kırılanlara huzur, yüreği daralanlara genişlik ihsan eyle. Bizleri dünya telaşında Seni unutanlardan değil, her hâlinde Sana yönelen kullarından eyle. Kalplerimizi kibirden, gösterişten ve gönül kırmaktan muhafaza eyle. İçimizde kimsenin bilmediği yaraları rahmetinle sar. Gazze'de, Doğu Türkistan'da ve zulmün olduğu her yerde yardımını bekleyen kardeşlerimize nusret ihsan eyle. Aç kalanlara rızık, korkuyla yaşayanlara emniyet, mazlumlara sabır ve zafer nasip eyle. Bu mesajı okuyan herkese hayırlı kapılar aç. Her gönle huzur, her haneye bereket, her duaya hakkında hayırlı olan kabulü nasip eyle. Bizleri birbirine yük olan değil, birbirine dua olan kullarından eyle. Âmin Allahümme Âmin. Cuma'nın hâyr-ı, feyz-i, bereketi üzerimize olsun 🤲🏻🕋🕊️
Din İslam
HAYAT Elini tutturmayan Çocuk gibi koşup gidiyor Ne durdurmaya Gücün yetiyor Ne de yetişmeye nefesin Hayatla yarışmak değil, Hayatı yaşamak lâzım...
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
günün sonunda insan, başkalarına anlattığı hikâyelerle değil, kendinden sakladıklarıyla baş başa kalıyor. çünkü en derin hesaplaşmalar aynanın karşısında değil, gece herkes sustuktan sonra başlıyor. ve hiçbir sessizlik, insanın kendi içinde verdiği cevapsız mücadele kadar ağır olmuyor.
Çamurlu bir sokağın başında, henüz güneş doğmamışken, içindeki sancılarla kıvırılıp duruyordu. Adı yoktu, sadece yoldaşlarınca bilinen bir harften ibaretti. Sokak lambası bile ona tepeden bakıyordu; paslı bir demirin ucuna asılmış o titrek sarı ışık, sanki onun günahlarını değil, eksiklerini tartıyordu. Le, başını kaldırdı. O ışık, yüzündeki yorgun çizgileri saklamıyor, aksine her biri bir bıçak darbesi gibi daha da derinleştiriyordu. İçindeki sancı, mide boşluğunda oluşan o tanıdık, soğuk, taş gibi ağrı değildi. Le, başını kaldırıp karşı apartmanın karanlık pencerelerine baktı. Her bir camın arkasında yaşamsız bir hayat, bir yatak, büyük bir yabancılaşma vardı. İnsanlar birbirinin kapısının önünden geçiyordu ama sanki başka dünyaların sakinleriydiler. Le hissederdi; asla iyileşmeyecek ve asla göğsünü saran sancılar peşini bırakmayacaktı. Çünkü insan bazen bir yara taşımazdı; yaranın kendisine dönüşürdü. O da dönüşmüştü.. Ne zaman bir yüz görse, o yüzün ardındaki boşluğu hissediyordu. Ne zaman bir kahkaha duysa, sesin altında saklanan yorgunluğu işitiyordu. İnsanların birbirlerine söyledikleri sözler ona hep yarım gelirdi. Sanki herkes, içinde büyüyen karanlığı gizlemek için konuşuyor; sessizlikten korktukları için gülüyordu. .Le, elini ceketinin cebine götürdü; orada, eski, kağıdı sararmış bir not kağıdı vardı. Üzerinde sadece bir isim ve bir tarih yazılıydı; o tarihten sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını, o tarihten sonra insanların birbirine nasıl "yabancılaşmaya" başladığını hatırladı..Ona bakınca, insanın kendine yabancılaşmasının aslında bir tür intihar olduğunu düşündü.."Ya ben intihar ettiysem ve bütün bu olanlar benim cehennemimse, diye aklından saklarcasına geçirdi içinden.." Her gün bir parçasını, bir hissini, bir merhametini yolda bırakarak yürümek.
Edebiyat
sevgili 1k ailem kanıt prof dr sevil atasoy’a asistan olacak seviyede bi titizlikte parçaları birleştirip aldatıldığımı ortaya çıkardım bu gece mutluluğumu paylaşmak istedim ve sakın hislerinizi dinlemekten vazgeçmeyin dostlarım okumaya öğrenmeye kendimizi geliştirmeye devam zekamızla mücadele etmemiz gereken çok şerefsiz var dışarda ! bi tebriğinizi alırımmm
Bende 30lu yaşları devirme adayı olduğumdan hatta 40 yaşıma şunun şurasında 6 senem kalmışken 30lu yaşları şöyle görüyorum: 1) Başı boş, kötü bir ailede doğup büyümüşsen önüne set çekseler ne o setti kaldırmayı nede üzerinden atlamayı fikir edersin. Belki de settin yanı boşsa o boşluğu bile fark edemezsin. 2) İyi bir ailede yetişmişsen duvarı da sen örürsün ve mücadele edersin. İntihanın bitse kendine uğraş ararsın. 3) Bu ikisinden birini yaşamadıysan, hayatın bomboş şekilde otuzlara geldiysen özür dilerim de senden bağışıklık sistemi de olmaz.