Puan vermedi
HATA // ELLE KENNEDY Merhaba arkadaşlar bugün karşınıza Elle Kennedy’den, Off-Campus serisinin ikinci kitabı Hata ile geldim! En baştan söylemeliyim ki benim için hem elimden bırakamadığım hem de okurken bazı yerlerde fazlasıyla sinirlendiğim bir kitap oldu. Kitabın ilk başlarındaki o aşırı kaba, argo ve kadınları sürekli nesneleştiren "erkek muhabbetleri" tarzı diyaloglar beni aşırı derecede sinir ve rahatsız etti. Tüm o sinir bozucu diyaloglara rağmen, Logan karakterini sadece popüler bir sporcu olarak bırakmamalarını çok sevdim. Alkolik babasına bakmak zorunda oluşu, ailesi ve abisi için kendi parlak geleceğinden, kariyerinden fedakarlık etmesi onu gözümde çok daha derin ve samimi bir karakter kıldı. Kitaba gelicek olursam Üniversite hayatına tamamen eğlenmek, yeni deneyimler yaşamak ve kabuğunu kırmak için adım atıyor Grace ve Logan ile yolları tamamen bir tesadüf eseri kesişiyor. Aralarındaki o elektrikli ve eğlenceli çekim tam bir ilişkiye dönüşecekken; Logan, zihnindeki karmaşa yüzünden Grace’e karşı çok büyük bir hata yapıyor ve kalbini kırıyor. Tabii gururundan ödün vermeyen Grace’in kapıyı yüzüne kapatmasıyla, Logan için asıl zorlu mücadele de başlamış oluyor. Peki sizce Logan'ın Grace'e karşı yaptığı o büyük "hata" neydi? Grace, Logan'ı sizce kolayca affetti mi yoksa burnundan getirdi mi? #bkmkitapcom
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,245 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 64. kitabı
Herkese merhabalar, sürükleyici bir manga yorumuyla geldim, Bahar Fırtınası ve Canavar. İlk bakışta klasik bir “serseri çocuk ve kendi halinde sakin kız” hikayesi gibi görünüyor. Zaman zaman bize bir yaz gençlik dizisi izliyormuşuz gibi hissettirse de temelde insanların dışarıdan göründüğünden çok daha fazlası olduğunu ve davranışların arkasında mutlaka bir yaşanmışlık bulunduğunu sürükleyici ve espirili bir hikayeyle anlatıyor. Tabii ki hikaye bir orta okul ve lise öğrencisi arasında geçtiği için ergenlik çağlarındaki yalnızlık, anlaşılma ihtiyacı ve aşka olan o saf ve dramatik bakışımızı bize hatırlatıyor. Kaya karakteri, çevresi tarafından bir “serseri” gibi görülen ,"yalnız, kimsenin kabul etmediği, kabul edenin de çıkarı için kabul ettiği" bir karakter olarak görünse de hikaye ilerledikçe onun sadece anlaşılmayı bekleyen, kendi içinde mücadele eden ve hayatındaki zorluklar sebebiyle sert birine dönüşmek zorunda kalmış biri olduğunu fark ediyoruz. Ranko karakteri ise sakinliği, dilinden düşürmediği "huzur" arayışı ve biraz da tedirgin duruşuyla karşımıza çıkıyor. Kitap boyunca sık sık "yalnız kalmaktan" bahsediliyor. “Arkadaşın olabilirim ama yalnız kalmak istemiyorsan...” cümlesi aslında hikayenin temel noktalarından biri. Ranko bunu sadece basit bir arkadaşlık teklifi olarak söylemiyor. Kaya'yı serseri tavırları nedeniyle yargılasa ve ondan korksa da devamlı olarak onu merak etmekten, onu iyiye yönlendirmeye çalışmaktan kendini alıkoyamıyor. Bu tavırları nedeniyle Kaya’nın kötü çevresiyle arası açıldıktan sonra, Kaya yalnız kaldığı için Ranko kendisini suçluyor ve bu cümleyi kuruyor. Aslında bu cümle Kaya’nın ilk kez gerçekten kabul edildiğini hissettiği anlardan biri ama Kaya bu teklifi kabul etmiyor, çünkü aralarındaki ilişki arkadaşlıktan daha
Bahar Fırtınası ve Canavar - Cilt 1Miyuki Mitsubachi · Athica Yayınları · 20265 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ana'nın Direniş Anatomisi
9/10
·416 syf.··
2026 14. kitabı
Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov olan Rus yazar, yetim kalıp yoksul bir hayat sürdüğü için "Acı" anlamına gelen "Gorki" takma adını kullanır. Yazarın dilini ve üslubunu çok beğendim. Zira içeriğinde altını altın harflerle çizilecek birçok söz var. Ki bu sözlerin çoğu da şiirsel bir dille aktarılmış. Kitap, sosyalist olan bir Ana'nın (Plage) oğlu Pavel ile Çarlık despotizmine, kapitalizme , zulme, eşitsizliğe, adaletsizliğe, hükümet baskısına karşı verdiği mücadeleyi anlatır. Ama bu sıradan bir mücadele değildir. Zira Ana, okuma yazma bilmemekte, yoksuldur ve dul bir kadındır. Oğlu fabrikada işçidir. Bir gün oğlu Pavel'in fabrikakadan gelen işçi arkadaşları ile evinde yaptığı toplantı sonraki günlerde muntazam bir toplantıya dönüşür. Ana, evine gelen gidenleri ve neyi konuştuklarını zamanla kavrar. Böylece sonraki süreçte Ana da oğlu ve arkadaşlarının verdiği bu amansız mücadeleye dahil olur. Oğlu ve bir çok arkadaşı tutuklanır. Buna rağmen Ana pes etmez. Bu sürede okuma yazma öğrenir hatta bu zulme karşı en büyük mücadeleyi dergi, bildirim ve kitap dağıtımı yaparak başlatmış olur. Halkı biliçlendirerek halkın uyanmasını ve bu direnişe destek vermesini sağlar. Oğlu Pavel ve arkadaşları tutuklanarak Sibiryaya sürgüne gönderildiği için Ana, artık kaybedecek bir şeyi olmadığını anlar ve ölmez bir ruhla tek başına direnişe devam eder. Son bölümde Ana, jandarmalar tarafından yakalanarak zorla susturulmaya çalışılır. Fakat Ana direnir ve şu son sözler ağzından dökülür: "Gerçeğin sırrına eren ruh bir daha öldürülemez." "Gerçek kanla boğulmaz." "Gerçeği kanla saklayamazsınız."
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,4bin okunma
10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
Herkese merhaba Uzun zamandır klasik kitap okumak istiyordum ama sürekli erteliyordum, bu gidişata bir son vermek için geri dönüşümü çok sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'in Lyon'da Düğün eseri ile yaptım yazarın bu eseri üç öyküden oluşuyor İlk öykümüz Lyon'da Düğün, 1793 yılında gerçekleşen Fransız devrimi sırasında yaşanan karmaşayı, insanları çaresizliğini ve bu çaresizliğin arasında yeşeren naif bir aşk hikayesini anlatıyor. ikinci öykümüz İki Yalnız İnsan, aynı fabrikada çalıştığı arkadaşları tarafından çirkin olduğu için dışlanan Jula ve yine bir bacağı sakat olduğu için iş arkadaşlarının hep gerisinde kalan bir adamın hikayesi. Bu iki yaralı yürek vardiya çıkışında tesadüfen karşılaşıyorlar ve bir birlerine dertlerini anlatırken fark etmeden kendi yaralarını sarıyorlar. Üçüncü öykümüz ise Wondrak bence kitaptaki en etkileyici öykü. 1899 yılında Bohemya'nın güneyinde yer alan Dobitzan kentinde yaşayan, yüzü kuru kafaya benzediği için herkes tarafından dışlanan ve hiç beklemediği bir anda büyük bir talihsizlikler yaşayan Ruzena Sedlak ve oğlu Karel'in hikayesi. Ruzena'nın oğlu için verdiği mücadele ve yaşadığı çaresizlik o kadar gerçek ve etkileyici ki bunu kelimelere dökerek anlatmam mümkün değil Stefan Zweig'in kalemiyle tanışmayan yoktur muhtemelen ama yazarın Lyon'da Düğün eserini okumadıysanız eğer kesinikle okumanızı tavsiye ederim
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
BU GÜNÜN TARİHİ- Bütün Yarınlara
10/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2026 82. kitabı
Selam. ekin ✧ sayesinde başlayabildiğim ve kesinlikle hakkının verilmesine ihtiyacım olan bir kitaplayız bu gün. Bir de Balçın ile okumaya karar verince tüm bu süreç daha büyüleyici bir hâl aldı. All Tomorrows’a başlamadan önce bile beni sarsacağını biliyordum çünkü ben hortlaklardan değil, biyolojiden korkuyorum. Bir canavarın saldırmasından çok, bir gün bambaşka bir şeye dönüşebilecek olmamız fikri beni rahatsız ediyor. İnsan bedeninin ve evrimin sınırlarının ne kadar esnek olduğunu düşünmek bile ürkütücü geliyor. Bu yüzden kitabın yarattığı korku, klasik bir korku değil; insanın kendi potansiyelinden duyduğu korku. Kitabı okumaya başladığım ilk anda kendimi sanki bir Star Wars evrenindeymiş gibi hissettim; ancak bu kez yaratıkların yalnızca var olduğu değil, biyolojik olarak nasıl işlediğinin de anlatıldığı bir versiyonuydu bu. Genişletilip filme uyarlanabilecek muazzam bir potansiyel taşıyor. Üstelik bütün bunların arkasındaki kişinin henüz genç yaşlarda bu fikri ortaya atmış olması hayranlık uyandırıcı. O tasarımlar, o düşünce biçimi, o ölçekte bir hayal gücü... İnsan ister istemez etkileniyor. Daha da etkileyici olan şey ise yaratıkların yalnızca ilginç görünmesi değil, gerçekten yaşayabilecekmiş hissi vermesi. Çok büyük bir biyoloji bilgisine sahip olduğumu iddia edemem ancak bildiklerim ve sonrasında yaptığım araştırmalar sayesinde yaratık tasarımlarındaki ustalığı görebildim. Gözleri olmayan bir canlıya farklı algı organları verilmesi, ağır uzuvlara sahip bir türün vücut dengesinin düşünülmesi gibi detaylar bile yazarın konuya ne kadar hâkim olduğunu gösteriyor. Sadece biyoloji de değil; tarih, felsefe, coğrafya ve hatta sosyoloji bilgisi de satır aralarında kendini belli ediyor. Böylesine özgün, cesur ve hayal gücü yüksek bir eserin yaratıcısının Türk
Duygu ve Düşünce
All Tomorrows - Bütün YarınlarC. M. Kösemen · Kara Karga Yayınları · 2026119 okunma
Ya İstiklal Ya Ölüm: Bir İnancın Zaferi
Puan vermedi·388 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:16
Yarının Adamı 3 - Ya İstiklal Ya Ölüm serisinin üçüncü kitabı yalnızca Kurtuluş Savaşı'nı anlatmıyor; umudun en azaldığı zamanlarda bir milletin ayağa kalkma iradesini de gözler önüne seriyor. Milli Mücadele dönemi, sadece cephelerde verilen bir savaş değildir. Aynı zamanda bir kimlik, bağımsızlık ve gelecek mücadelesidir. Osmanlı Devleti'nin yıkılış sürecinde yaşanan belirsizlikler, halkın yaşadığı çaresizlik ve işgaller karşısında ortaya çıkan direniş ruhu, kitabın satırlarında canlı bir şekilde hissediliyor. Bugün sonucu bildiğimiz için her şey bize net görünüyor. Oysa o günlerde insanların önünde kesin bir başarı garantisi yoktu. Bilim insanlarının "kolektif dayanıklılık" olarak tanımladığı kavram tam da burada karşımıza çıkıyor. Bir toplumun kriz anlarında ortak bir hedef etrafında birleşebilmesi, tarih boyunca birçok dönüşümün temelini oluşturmuştur. Milli Mücadele de bunun en güçlü örneklerinden biridir. Kitapta yalnızca savaşın değil, fikirlerin de mücadele ettiğini görüyoruz. Çünkü bir ülkenin geleceği önce düşüncelerde şekillenir. Bu nedenle eser, bağımsızlığın yalnızca askerî bir zafer değil, aynı zamanda zihinsel bir özgürleşme süreci olduğunu da hatırlatıyor. Yazarın dili akıcı ve sade. Tarihî olayları ağır bir anlatıma boğmadan okuyucuya ulaştırmayı başarıyor. Bu yönüyle kitap, tarih okumayı sevenler kadar bu alana yeni ilgi duyan okurlar için de güzel bir başlangıç niteliğinde. Bazen bir milletin kaderini değiştiren şey, sahip olduğu imkânlar değil; vazgeçmemekte gösterdiği kararlılıktır. "Ya İstiklal Ya Ölüm" sözü de bu yüzden sadece bir dönemin parolası değil, insan iradesinin sınırlarını aşan bir inancın ifadesidir. Serinin sonraki kitaplarında buluşabilmek dileği ile keyifli okumalar ve bol öğretiler dilerim.
Yarının Adamı 3 - Ya İstiklal Ya ÖlümCon Sinov · Masa Kitap · 2024517 okunma