Her şeyini yitiren bir insan hâlâ içinde umutlar yeşertebiliyorsa, o umutları canlı tutmak adına gerekirse gerçeklerden bile uzaklaşmalı. İnsan vücudu nasıl ki yaşayabilmek için suya ihtiyaç duyuyorsa, insan ruhu da hayattan kopmamak için umuda ihtiyaç duyar. Umut insanın ruhunu besler, onu güçlü kılar ve tüm zorluklarla mücadele azmi verir.
Sayfa 147·Kitabı okudu
Enerjisi, ruhu, hayatı tükenmişti. Ondan kurtulduğu için memnundu, hayatta kalmak için mücadele etmenin acısını artık istemiyordu.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
On sekiz yaşında anne olmuş, otuz beş yaşında neredeyse bir ömür tüketerek, sahip olduğu üç çocukla dul kalmıştı. Çoklarının koca bir ömre sığdıramadıklarını o otuz beş yıla sığdırmıştı. Bedeni hâlâ güzeldi, gençti. Fakat ruhu yaşlanmış, mücadele gücü yıpranmış, umutları tükenmiş, bitmişti. Kendinden başka hiç kimse voktu artık yaslanacak, güç alacak...
Sayfa 226·Kitabı okudu
İnsanların üzerinde ışıldayan güneşten başka bir ışık mı var? İnsanoğlu Hakikat'i anlayabilir mi? Khalil cevap verdi: Gerçek ışık insanın içinden doğar ve kalbinin sırlarını ruha açıklar, böylece ruhu mutlu kılar ve hayatla mücadele etme gücü verir. Hakikat yıldızlar gibidir, sadece gecenin karanlığında görülür. Hakikat dünyadaki bütün güzel şeyler gibidir, önce yalanın etkisini hissetmemiş olanlara güzelliğini göstermez. Hakikat derin bir teveccühtür, hepimize günlük hayatımızdan hoşnut olmayı ve mutluluğumuzu diğer insanlarla paylaşmayı öğretir.
Sayfa 23·Kitabı okudu
ZENOFANES: BİR PUTKIRAN ve GERÇEK BİR SAVAŞÇI...
(...) Müslümanların “Elyâviye”, Batılılarınsa “Elea” dedikleri felsefe mektebinin kurucusu Zenofanes ise, belki arkasında Pisagor kadar renkli bir hayat hikâyesi bırakmamakla birlikte, ondan daha dikkate değer bir kişiliktir. Parmenides’in hocasıdır Zenofanes… Yâni, getirdiği “vahdaniyet benzeri” düşünceyle Atina’ya sirayet eden ve Sokrat, Eflatun, Aristo gibi fikir devlerine tesir eden ana cereyanın mihrâk noktası… Ondan günümüze kalan “Tabiat ve Hicivler” isimli eserde, Zenofanes’in ateşle, suyla, havayla uğraşmadığını, doğrudan doğruya işi kökünden ele almaya davrandığını ve bir felsefe kurmaktan ziyade, bizzat felsefeye yol açan putperestliğe savaş açtığını görürüz: Hepsini tanrılara yüklediler Homeros ve Hesiodos Ne kadar ayıb ve kusur varsa insan nezdinde Çalma, zinâ etme ve birbirini aldatma. Şimdi faniler "doğduğunu" sanıyor tanrıların Ve kendileri gibi kıyafetleri, sesleri, şekilleri olduğunu Elleri olsaydı öküzlerin, atların ve arslanların Yahut insan gibi iş ve resim yapabilselerdi Atlar atlara, öküzler öküzlere, arslanlar arslanlara benzer Tanrılar tasvir ederler ve vücudlar çizerlerdi Her biri kendi şekline göre. Nasıl ki Habeşler kendi tanrılarını basık burunlu ve kara Trakyalılar gök gözlü ve kızıl saçlı sanmakta... Tek bir Tanrı vardır, bütün tanrılar ve insanlardan yüce Ne şeklen insanlara benzer, ne de fikren Mutlak fikir, mutlak görme, mutlak işitmedir O. Bu kadar berrak bir hakikat idrâkı, felsefenin harcı değildir, felsefî kargaşanın en koyu deminde felsefe (akıl) yoluyla elde edilemez; olsa olsa İlahî bir mevhibe, Rabbanî bir bağış olabilir… Dindar olmakla, Allah idrakına sahib olmak aynı şeyler değildir. Eski Mısırlılar da dindardı, Hindûlar dâ dindardır, Pisagor da öyle…
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998 Feyyaz Aksakal imzasıyla), ESKİ YUNANDA FELSEFE -II-.
Akademya Yazıları
Ona göre işgal altında nefes almak bile bir direnişti; silahla karşılık vermek ise meşru bir zorunluluktu.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Din