Ecce Homo; Latince: "İşte İnsan" demektir. Dövülmüş, bağlanmış ve dikenlerle taçlandırılmış İsa'yı öfkeli ve nefretli kalabalığa sunan Pontius Pilatus tarafından Hz. İsa'yı kastederek söylenmiş vurgulu cümle. Bu olay Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesinden kısa süre önce yaşanmıştır.
Bu nedenle, Ecce Homo, İsa'yı dikenlerle taçlandırılmış bir şekilde gösteren her türlü sanat eserine de verilen tanım olmuştur.
15-17. yüzyıllarda batı'da hristiyan sanatında egemen olan temaya verilen isimdir. Bu tema resimde genellikle iki biçimde işlenir. Biri, Hz. İsayı' ibadet ederken gösteren baş ve yarı gövde tasvirleri; diğeri ise yargılama sahnesinin öyküsel anlatımıdır. Her iki biçimde de, Bz. İsa kamçılanmış ve aşağılanmış durumdadır. Romalı askerler, kendisine dikenden bir taç ve mor bir kaftan giydirmiştir. Pek çok resimde de Hz. İsa'nın elleri bağlanmış ve boynuna bir ip geçirilmiştir.
Nietzsche Ecce Homo'da bölümlerin her birinde diğer eserlerini ele alıyor. Kendinden önceki tüm bilgileri, tezleri, savları, filozofları, düşünürleri, teologları bir çırpıda siliyor. Çok büyük iddialarda bulunuyor. Meydan okuyor. Kendini insanlığın kurtarıcısı olarak görüyor. Hıristiyanlığa, kiliseye, rahiplere ve Hıristiyan ahlakına hakaretler yağdırıyor. Almanyaya ve Almanlara küfürler ediyor, aşağılıyor.
Kitabın neredeyse yarısı Zerdüşt, diğer yarısı Wagner'den oluşuyor. Wagner'ler bir alıp-veremediği olmalı...
Her zaman olduğu gibi tercüme berbat, puntolar küçük, paragraflar uzun, cümleler düşük, gereksiz ayıraçlar kullanılmış. Kaç kez kitabı yarıda bırakmayı düşündüm bu yüzden.
Ama her şeye rağmen Nietzsche'yi tanımak için okunması gereken bir kitap.