İnsanın bu dünyadaki temel trajedisi, kendi varlığının ağırlığını taşıyamayıp onu nesnelerin hafifliğiyle takas etme arzusudur. Modern insan, varoluşsal boşluğunu (horror vacui) anlamlandırmak yerine, etrafını biçimlerle, renklerle ve ambalajlarla kuşatarak görünmez bir kalkan inşa ediyor. Bu, felsefi anlamda bir "kendinden kaçış" estetiğidir. Nesnelere yüklediğimiz anlamlar, kendi içsel hiçliğimize karşı ördüğümüz duvarlardan ibarettir. Biz eşyaya sahip olduğumuzu iddia ederken, aslında nesne bizi kendi mekanına hapsediyor ve bizi kendi doğasına uydurarak nesneleştiriyor. Yani bilinç, kendi yarattığı yapay dünyada, ürettiği araçların kölesi haline gelen trajik bir özneye dönüşüyor. Zaman ise bu varoluşsal oyunun en amansız hakimidir. Kronolojik zamanı (kronos) kutsallaştırıp, anın getirdiği niteliksel zamanı (kairos) tamamen gözden kaçırıyoruz. Hız, modern bilincin kendini sorgulamasını engelleyen afyon felsefesidir; çünkü durmak, insanın kendi içindeki o tekinsiz boşlukla, yani kendi varlığıyla baş başa kalması demektir. İnsan durduğunda, zamanın onu eskitmediğini, aksine kendisinin zamanı hoyratça tükettiğini fark eder. Bu farkındalığın yaratacağı ontolojik kaygıdan (anksiyete) kaçmak için, adımlarımızı daha da hızlandırıyor, saniyeleri birer tüketim nesnesi gibi harcıyoruz. Deneyimi değere dönüştüremediğimiz, sadece üzerinden geçip gittiğimiz bir patinaj alanıdır artık hayat. Kusursuzluk algısı da bu illüzyonun estetik ayağını oluşturur. Doğa, doğası gereği asimetrik, kusurlu ve ölümlüdür. Oysa insan, kendi faniliğinden duyduğu korku yüzünden her şeyi pürüzsüzleştirmeye, sterilize etmeye çalışıyor. Kırılan bir nesneyi, incinen bir ruhu ya da
} Ölüm bir insanı hayattan alıyor, Ama özlemini, seveninin kalbinden alamıyor. Bazı insanlar ölmez. Sadece gözden kaybolur. Bir dua arasında bir ezan vaktinde, gecenin en sessiz yerinde yeniden düşer insanın kalbine. Özlemek ne tuhaf şey? Bir daha sesini duyamayacağını bilip, yine de her kalabalıkta onu aramak. Bir fotoğrafa uzun uzun bakıp “Keşke bir kez daha” diyebilmek. İnsan en çok da yarım kalan cümlelere ağlıyor. Söylenemeyen “kendine iyi bak”lara. Sarılmadan geçen son günlere. Bir daha dönemeyecek olanlara. Ama sevgi garip bir mucize. Toprağa giren bedeni alıyor hayat, fakat kalpteki yerini alamıyor hiçbir ölüm. Rabbim ahirete göçen sevdiklerimize rahmet, onların hasretiyle yaşayan kalplere sabır versin. 🙏🏻🥀
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır her şey olmaya hazır sana bakmak suya bakmaktır gördüğün suretten utanmak sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır sana bakmak Allah’a inanmaktır.."
Şiir
Fırtınanın gücü ne olursa olsun, eğer Allah’ın safındaysan , her an seni bekleyen bir mucize vardır. Kim Allah’a güvenip dayanırsa , Allah ona yeter. 💖
Böyle güzel güzel yazıyorsun sonra çürüyene kadar bekliyoruz… :)
“Sana bir mucizeymişsin gibi bakan o adamı, bulana kadar bekle”
Hayata Dair
Aşure Günü
Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde bu durumu açıkça şöyle ifade etmiştir: "Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır." *(Müslim, Sıyâm, 202) Muharrem ayı içerisindeki en kıymetli gün ise hepimizin bildiği Aşure Günü'dür (Muharrem'in 10. günü). İslam alimleri, Muharrem ayının tamamını oruçlu geçiremeyenler için özellikle bu günü değerlendirmeyi tavsiye eder. Ancak sadece 10. günü oruç tutmak yerine, Yahudi geleneğinden ayrışmak adına sünnete uygun olarak 9-10. günleri veya 10-11. günleri şeklinde iki gün üst üste tutulması önerilir. 25 Haziran Perşembe günü Aşure günüdür. Oruç tutmak isteyen yarın ve perşembe tutabilir.. Peygamber efendimizin 9 ve 10. günü oruçlu geçirdiği ve bunu tavsiye ettiği rivayet edilmiştir. Aşure gününde neler oldu ? En acısı biliyorsunuz ki Peygamber efendimizin torunu Hz. Hüseyin ve 70 civarı Ehl-i beytin kerbelada şehit edilişi vardır.. Bunun dışında ; 1- Allah (c.c), Hz. Musa'ya (a.s.) Aşure Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür. 2- Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Aşure Gününde demirlemiştir . 3- Hz. Yunus (a.s) balığın karnından Aşure Günü kurtulmuştur. 4- Hz. Âdem'in (a.s) tövbesi Aşure Günü kabul edilmiştir. 5- Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşure Günü çıkarılmıştır. 6- Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükseltilmiştir. 7- Hz. Davud'un (a.s) Tövbesi o gün kabul edilmiştir. 8- Hz. İbrahim'in (a.s) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. 9- Hz. Yakub'un (a.s), oğlu Hz. Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. 10- Hz.
Din