Cem'in yanındayken, hayatta her şeyin mümkün olabileceğine, insanlar için hiçbir imkânsızlık ve yasak olmadığına inanıyor, sevişmelerinin sonsuzluğu neredeyse her şeyi sonsuz ve geniş kılıyor, bütün öbür insanlar ve olaylar bu sonsuzluğun içinde küçülüp anlamsızlaşıyorlardı. Cem'in yanından ayrıldıktan sonra kendi hayatı da bir anlamsızlıklar yumağı gibi gözüküyordu ona ve her seferinde eve Halûk'tan bir mucize bekleyerek dönüyordu, bir mucize gerçekleştirip bu anlamsızlığı anlamlı ve önemli kılmasını istiyordu
Bir şeyleri değiştirmeli, bir mucize yaratmalıydım. Hayatta böyle baş döndürücü anlar vardır, insan birdenbire her şeyi daha net görür; o ana dek bunu yapamayacak kadar korkak ya da zayıfken, o anda kendi gücünü, imkanlarını sezer ve bilir. Bunlar, hayatın değiştiği anlardır. Böyle bir şey habersiz gelir; tıpkı ölüm ya da din değiştirme gibi.