Meşrutiyet Caddesi'nden Mithat Paşa'ya sapmak üzereyken kan kırmızı bir Vosvos hızla geçti yanından. Gözünü bir süre ayıramadı, Berna küçükken kırmızı Vosvosları sayıp fal tutardı. Galiba gündüz doksan dokuz tane kırmızı Vosvos sayıp, gece de yatmadan on tane yıldız sayarsan dileğin gerçekleşiyormuş. Ne acayip bir fal, şimdi kimse tutamaz, kırmızıyı bırak, o kadar vosvos kaldı mı yollarda?
Herkes herhangi biri olabilirdi. O nedenle herhangi biri olamıyordu? Neden istediği biri gibi olamıyordu?
Belki de kim olmak istediğini bilmediğindendi.
Levana cesetleri değil, ama ertesi gün odaları görmüştü. İlk düşüncesi bunca kanın dudakları için nefis bir ruj olabileceğiydi.
Biliyordu. Doğru bir düşünce değildi bu. Ama o öldürülseydi ailesi de buna benzer bir şeyler düşünürdü herhalde.
Güzel olduğuna önce kendinizi inandırırsan, diğerlerini buna inandırmak daha kolaydır. Ama aynalar, gerçekleri göstermek gibi benzersiz bir özelliğe sahiptir.
Pahom'un adamı kazmayı aldı ve Pahom'un içine sığabileceği bir mezar kazıp, onu içine gömdü. Pahom'un ihtiyacı olan toprak parçası sadece bir metre seksen santimetreydi.