Çağdaş Danacı

İtalya’da 30 yıl boyunca borjiyalar vardı. Yani savaş, kıyım, cinayet… Ama Michalengelo’ Leonardo ve rönesans aynı dönem var oldular. Oysa İsviçre’de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve barış vardı; ama ne yaratabildiler? Sadece guguklu saat…
Dilek isimli okura yanıt verildi
Çağdaş Danacı
Hayır tabi ki bir toplumun iyi sanat üretmesi için acı çekmesi gerekmez. Ancak acı ve zorluklarla boğuşan bir toplumun diğer kutbundan da aynı güçte güzellik ve sanat doğabilir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitaplık, aslında insanın zihninin vitrini gibi. Kimi bakıp “Hepsini okudun mu?” diye sorar; oysa mesele hepsini okumak değil, biriktirmek, izlemek, zamanın akışına tanıklık eden satırları evinde konuk etmektir. Bazı kitaplar okunmak için değil, elde tutulmak, gerektiğinde açılıp tek bir cümlenin altını çizmek, bir anıyı canlandırmak için vardır. Bazılarıysa henüz okunmadığı hâlde insanın zihninde şimdiden yer etmiş olur: “Bir gün sıra sana gelecek” diye fısıldar. Biriktirmek, yalnızca nesneleri değil; hayalleri, ihtimalleri, beklemeleri de saklamaktır. İzlemekse bu birikimin insanın gözleri önünde birer manzaraya dönüşmesini. Dolayısıyla “Hepsini okudun mu?” sorusu bana artık naif bir yanılgı gibi geliyor. Asıl mesele, kitaplığın karşısına geçip o sessiz kalabalığı seyredebilmek. Çünkü her raf, bir yazarın zihnine açılan pencere; her kapak, zamanı aşan bir davetiyedir. Pazar günleri benim için işte tam da bu: kitapların arasında dolaşmak, okumadıklarımı da okuduklarım kadar sevmek, biriktirmenin ve izlemenin keyfini sürmek.
Çağdaş Danacı
Kitapları öne al bro, kitaplığın derinliğinde kayboluyorlar öne alırsan daha güzel durur
VAY İNCE MEMED VAY!
10/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2025 69. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2025 22:52
Herkese selamlar kitap dostlarım! Öyle bir kitap okudum ki duygularımı nasıl anlatsam, hangi ifadeleri kullansam da coşkumu, aldığım zevki size tarif etsem gerçekten bilmiyorum. Çünkü öyle bir kitap okudum ki hem inanılmaz akıcı, hem inanılmaz derin, hem topluma, sisteme, siyasete başkaldırıcı, hem efsane bir ana karakter ve de mükemmel yan karakterlere sahip, hem harikulade doğa betimlemeleri olan, hem de mest eden bir yöresel dile sahip… Bu “hem” leri sayfalarca uzatabilirim, öyle kapsamlı çünkü… Kitabı okurken dilinin de etkisiyle sürekli şu cümleyi mırıldandım: Vay Yaşar Kemal vay! Sen n’aptın böyle! :))) Daha fazla coşmadan Ya Allah deyip incelememe başlamak istiyorum :)) Yaşar Kemal ’den bahsetmeden kitaba hakkını vermiş olamam diye düşünüyorum çünkü yazarın hayatını araştırdığımda gördüm ki İnce Memed aslında sadece bir hayali karakter değil. Kitapta yaşananlar sadece kurgusal olaylar değil. Yazar o dönemde Çukurova’da bizzat yaşadığı, çocukluğunda, gençliğinde gözlemlediği, çevresindeki insanlardan etkilendiği her şeyi ete kemiğe bürünmüş haliyle kitapta karşımıza çıkarmış. O yüzden yazarın hayatını biraz olsun bilirsek onun kaleminden çıkanları daha iyi anlayabiliriz.. Yaşar Kemal, 1. Dünya Savaşı sırasında Rus işgali yüzünden Van’dan Çukurova bölgesine göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak 1923 yılında dünyaya gelmiş. Henüz 3.5 yaşlarındayken bir kaza sonucu sağ gözü kör olmuş. Yine çocukken babası gözlerinin önünde öldürülmüş ve bu olay üzerine yıllarca kekeme kalmış. Babasını kaybettikten sonra köyün en yoksullarından biri haline gelmiş. Pamuk tarlalarında, su kanallarında, çeltik tarlalarında vs. gibi birçok zorlu işte çalışarak geçmiş çocukluğu ve ilk gençliği. Ağaları, yozlaşmış hükümet yetkililerini, köylüye zulmeden sistemi ve tüm bunları kaderi olarak
Edebiyat
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,4bin okunma
Çağdaş Danacı
Başkaldırının kitabı! Mehmet adını efsaneleştirmiş bir isyancıdır ama aslında onu kanlı canlı görenler incecik biri olduğunu görünce şaşırır. Ancak gözünde toplu iğne ucundaki gibi bir parlaklık belirdiğinde karşısında kimse duramaz. Mükemmel bir kitap