Eğer ben cennette Efendimsiz olacaksam ben o cenneti neyleyeyim.
Sevbân, bir gün kaldığı evin kapısının önüne oturmuş ve şöyle düşünmeye başlamıştı: Ben burada, Allah Resulü'nün yanında Medine'de olmama rağmen, O'nu birkaç saat görmesem dünyam kararıyor, ne yaptığımı bilemiyor, adeta yemeğe acıktığım gibi O'na acıkıyorum. Peki, yarın ahirette cennete girsem bile, Efendimiz bir peygamber olduğu için orada başka nebilerle, sıddıklarla ve şehitlerle yüce makamlarda olacak, ben ise cennette olsam bile daha aşağı tabakalarda kalarak O'ndan mahrum kalacağım. Eğer ben cennette Efendimsiz olacaksam ben o cenneti neyleyeyim. Bir cennet ki orada Allah Resulü'nü göremeyeceğim. O cennet bana cehennem olmaz mı? Sevbân, bu düşüncelere dalar ve bir anda gözyaşları içerisinde ağlamaya başlar. O bu hâlde iken Efendimiz de çıkagelir. Sevbân'ı evin önünde oturmuş, ağlar bir hâlde görünce, Efendimiz meraklanır ve bunun sebebini sorar. Sevbân gönül dünyasında kopan o fırtınaları Efendimiz ile paylaşır ve neden ağladığını söyler. Efendimiz bu cevap karşısında tebessüm eder ve her söylendiğinde sahabe için düğün bayram olan o büyük müjdesini bir daha tekrarlar: Ey Sevbân! Kişi sevdiği ile beraberdir. Sen de benimle beraber olacaksın. Sevbân bu hadisi Efendimiz'den birkaç kez duymuştu; ama şimdi bu müjde direk kendisine veriliyordu. O anda öyle bir heyecanlandı ve sevindi, bir taraftan gözyaşlarını siliyor, bir taraftan da diyordu ki: Ya Resulallah! Yani ben seni cennette burada gördüğüm gibi görebilecek miyim? Efendimiz: Evet, Sevbân! Kişi sevdiği ile beraberdir. sözünü tekrarlıyordu. Sevbân bu müjdeye öyle bir seviniyordu ki bu sefer de mutluluğundan ağlamaya başlıyordu. Efendimiz'i Sahâbe Gibi Sevmek
Hz Süleyman ve hüdhud kuşu Hz Süleyman Hüdhud kuşu Neden beni desteklediniz seçimlerde? " "Öteki şeytandan az daha iyiydiniz. Hepsi bu. " Fırtınadan Sonra Howard Fast Eniz ☭Eniz ☭ Kuraanda anlatılır Hüdhud kuşu Hz Süleyman kıssası anlatır onun huyunu Bazen seçim hakkınız yoktur Şeytanın iyisini seçime mecbursunuzdur Hüd hud kuşuda uçuyordu göklerde Ne zaman bir Kuraan sesi duysa Oturur dinlerdi kıssalar izlerdi beşerleri Herkesin bir hikâyesi vardı Ve her hikaye bizi tefekküre çağırırdı Hüdhud kuşuda gezdi şehirleri Zülkarneynin nasihatlerini dinledi Hüd hud Şehit kabirlerini dua ile suladı Ve her güzel ötüşte zikir ile hakikati aradı Şehit kabirlerinde Kuraan ayetleri okudu Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma Onlar diridirler ölmezler nasiplenirler Şehitler Rablerinin yanında rızıklanırlar Onlar sevinç ve müjde içindedir
Şiir
Reklam
Bize Her Mevsim Mustafa Kemal Atatürk
İlkbaharın adını ilk defa kitaplardan öğrendim O sayfalarda başka bir memleket vardı Havanın kokusu bile daha berrak yazıyordu Bir öğretmenin tebessümüyle açılan okullar Tarlalarda başakla aynı ritimde yürüyen insanlar Yoksulluğun bile utangaç durduğu bir vakit Atatürk’ün nefesi hala ülkenin üstünde geziniyor gibi Yaza geldim… Kitaplarda güneşin bile daha aydın yandığını okudum Mavi denizler, geniş yollar, başı dik bir kalabalık Her işte emek, her adımda umut Sanki gökyüzüne bir düzen çizilmiş Ve her çocuk o düzenin altında büyüyormuş Ben bakınca bugünün sokaklarına Yüzlerdeki sahteliği ilk orada fark ettim Sonbahar… Eskiden şairlerin en çok sevdiği mevsimmiş Düşen yapraklar bile bir müjde taşırmış Rüzgar dağıtırmış ama yıkmazmış Dal kırılırmış ama inanç kırılmazmış Ben sayfaları çevirirken anladım Boynu bükük duran bu sonbahar Benim tanıdığım sonbahar değil Atatürk’ü uğurladığımız günden beri Rüzgar bile başka esmeyi öğrenmiş sanki Kışa geldim… O eski kışların fotoğraflarını gördüm
Her defa haberi taze bir müjde; O var! Her defasında, geç, gafletten vecde; O var! Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse; O var! Bütün sevdiklerin elden gittiyse; O var! Kalacak kim var ki dost tomarında? O var! Sana daha yakın şah damarından; O var! Arama, bir ilaç yok ezzahanede! O var! Gayede, sebepte ve bahanede; O var! Sevdiğini ebed boyu tutan dinç; O var! Ölümsüzlük şevki, ilahi sevinç; O var!
Necip Fazıl Kısakürek
Amel Defterimize Bir Müjde Bırakalım mı? Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: “Defterinde çokça istiğfâr yazılı bulan kimseye müjdeler olsun!” ​ Defterini istiğfarla süsle 📖 ​أستَغفِرُ الله...
Din İslam
“İslam garip başladı, garip başladığı gibi garipliği geri gelecektir. Gariplere müjdeler olsun.” (Müslim, İman, 65/372) “Kimdir o garipler ey Allah’ın elçisi?” diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur: “İnsanlar bozuldukça düzeltmeye çalışanlardır.” (Ahmed, 16690) Merhum Elmalılı: “Birçok kimseler bu hadisi hep mü'minleri korkutmak için söylemişler, onları ümitsizliğe ve bedbinliğe sokmuşlardır. Bu hadis, ‘İslam garip olarak zuhur etti, ileride tekrar garip olarak zuhur edecek' manasındadır. Hadiste geçen 'Fetuba' (Ne mutlu) kelimesi korkutmak için değil, müjde içindir. Çünkü onlar, Sabikunlar (İslamı ilk yayan bahtiyar kimseler) gibidir.” (Hak Dini Kur'an Dili, 7:3713.) Kardeşim! Dünyada kendini "garip" hissediyorsan, bil ki bu dünya zaten müminin zindanı, gurbet diyarıdır. Yalnızlığın, yardımcısızlığın seni korkutmasın. Kalbindeki iman, yanında hiçbir fani olmasa bile seni kainatın Sahibi ile dost kılmaya yeter. Doğrul, silkiniş vaktidir; sen gurbettesin ama asla sahipsiz değilsin! “Mutlu Garipler” Prof Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN
Reklam
Reklam