Bilinç akışı ile yazılmış, anlaşılması oldukça zor bir eser. Yazar kitabın bir yerinde şöyle diyor; “Kapalı bir kutuyu gibiyim. Kendimi açtığımda taze bir samimiyeti kaybediyorum.” (Syf:26) ve sanırım bu cümle onu çok iyi tanımlıyor. Çünkü hem anlaşılmak için yazmış, hem de kendini çok anlatmış olmaktan korkmuş. Kitabı sevdiği adam okusun diye yazdığını söylüyor bir kaç yerde. Aşkını üstün körü anlatırken bir yanda da anlaşılmak istiyor bütünü ile. Aklıma George Orwell’in 1984 kitabındaki şu cümle geldi. “ insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belkide.” Ve belki de en çok anlaşılmaktan çekiniyordu. Ya anlaşıldığımız halde sevilmezsek??
Neyse çok uzatmadan kitapla ilgili şunu da eklemek isterim. Yazar noktalama işaretlerini alışılmışın dışında kullanmış. Ve bunu bilinçli yaptığını, değiştirilmemesini istediğini yayıncıya özellikle belirtmiş. Bence yaptığı bu minik oyun gerçekten keyifli, yazıya duygu katmış adeta. Diyeceğim o ki anlaşılması zor olsa da okunması ve anlaşılmaya çalışılması gereken bir kitap.
Sözlerime kalbimi acıtan bir cümle ile son vermek isterim:
“ Bir de aşk şarkıları vardır, o da ruhsuzca kendime ağıtımı anlatır: dönmüyorsan neden hâlâ seviyorum seni sevgilim? Ulaklar yollamam boşuna, seni selamladığımda yüzünü saklıyorsun benden, farkında bile değilken sen, neden seviyorum seni hala? ( Syf:45)