Birlikte, kırk yıl boyunca hiç sıkılmadık. Bence bu bir işaret. Gerçek bir çift olmuştuk .
Aynı şeyleri , aynı evleri , aynı insanları, aynı şarapları, çoğunlukla aynı filmleri, aynı çiçekleri , aynı kedileri severdik. Aynı şeylere gülerdik.
Adil Yıldırım’ı severim ve bir kaç kitabını okudum güzel , farklı bir tarzı , bilgi veren havası vardı .
Bu kitabı da tamamen o düşünce ile başlamıştım ki yazarın bu kitabı beni çok ters köşe yaptı.
Asla beklemediğim , Adil Yıldırım’ın kalemi diyemeyeceğim tamamen Hakan Günday tadı aldığım bir eser olmuş .
Okurken bu satırları Adil yıldırım değil de Hakan Günday yazmış gibi hissettim her satırında .
Bazı yerleri çok ürkütücü buldum bu tarz insanların gerçekten var olması kanımı dondurdu.
Bu kadar pisliklerle dönen dünya da ben melektim :)