Masal niteliğinde olan bu kitap zamanla ilgili ders niteliğinde. Sıkılmadan okunabilen hem yetişkinlere hem çocuklara çok güzel mesajlar veriliyor kitapta.
Momo’yu aslında diğerlerinden ayıran tek özellik iyi bir dinleyici olmasıydı, sevgisiydi ve saygısıydı. Harabe bir tiyatro alanına yerleşmesiyle o çevreden olan insanlara samimiyet aşılayarak kendisine o toplumda hemen yer edindirdi. Beppo, Gigi ve diğer çocukların oluşturduğu arkadaş çevresi ona yetiyordu. Zaman derdi yaşamadan mutlu mesut yaşarlar oyunlar oynarlardı fakat hesaba katmadıkları bir şey vardı.. Duman adamlar. Bu duman adamlar zaman hırsızı olarak da adlandırılabilir. İnsanlara tasarruf vaatleri vererek onların zamanlarını çalarlar ve bu çaldıkları zamanla beslenirler. Ben bu duman adamları günümüzün akıllı telefonlarıyla ya da teknoloji adı altında insanların birbirleriyle uzaklaşmasına sebep olacak her şeyle eş anlamlı olarak görüyorum. Nasıl ki telefonlar, televizyonlar, bilgisayarlar hayatımıza girince zaman nedir bilmez olup birbirimizden uzak kaldıysak, duman adamlar da aynı amaca hizmet ediyor ve zaman tasarrufu adı altında insanlara samimiyetsizlik enjekte ediyorlar adeta. Fakat duman adamların da hesaba katmadıkları bir şey var. O hesaba katmadıkları şey bütün planlarını alt üst ediyor. O hesaba katılmayan şey ise samimiyetin, sevginin ve saflığın temsilcisi şeklini alan Momo. Momo arkadaşlarından asla vazgeçmeyerek bu savaşını sürdürüyor. Tabi ki Hora Usta ve kaplumbağa Kassiopeia’nın yardımlarıyla. Bu gizemli kaplumbağa sırtından verdiği mesajlarla Momo’ya yol göstererek Hora Ustayla buluşmasını sağlıyor ve bu buluşmadan sonra Duman adamlar ve Momo tam anlamıyla karşı karşıya geliyor.
Bu kitap da Momo ve arkadaşları yani iyiler galip geliyor. Momo, küçük bir kız olmasına rağmen pes etmeden