SPOİLER İÇERİR!!!
Bu roman gerçek dostluğun, gerçek aşkın, insan olmanın ya da insan olabilmek için çabalamanın ve insan olamayanlara,söz konusu insanlık,saygı ve sevgi olunca sağır,kör ve haksızlık karşısında dilsiz kesilenlere sitem edenlerin romanıdır.Bu roman Selim Işık’ın haykırışlarıdır.
İlk olarak Turgut Özben karşılar bizi içeride ve bize dostluğu aktarır hissettikleriyle.Dostu olan Selim’in ölümü yıkmıştır onu adeta.Turgut bu sarsıntıyla beraber bu ölüme inanmak istemeyip sorgulamaya başlamıştır.Sorgulamaya ilk olarak Selim’in evinden odasından başlar.Daha sonra Selim’in arkadaşlarıyla iletişim kurarak bu sorgulamayı devam ettirir.Devam ettirdikçe kabullenmeye başlar ve ölümün soğukluğu onu daha fazla yıkmıştır.Bütün bu harabenin ortasında Turgut hem kendini hem Selim’i suçlar ve bu iki suçlama arasında sürekli arafta kalır.Turgut, Tutunamayanlardan Süleyman Kargı ve Esatla daha sonrasında Selim’in aşkı olan Günseli ile tanışır ve bilgi toplar hissiyat toplar.Bu kişiler gizemli ölümde perdeli açan kişiler haline gelirler Turgut için.Bütün bunlar olup biterken Olric beliriverir ve efendisine iç dünyasında eşlik eder ve ışık tutar.Sanırım her insanın bir Olric’i olmalıdır ve ona çok daha fazla söz vermelidir.
İsterseniz gelin Selimden bahsedelim biraz.Ezilenlerin ve hor görülenlerin sesi olmak isterken yitip giden Selimden bahsedelim.
Selim çocukluğundan beri hep okudu ve sorguladı.Ama hep yanlış yönderilmenin kurbanı oldu.Ve bu yönlendirmelere boyun eğmenin ızdırabı peşini hiç bırakmadı.Üniversite hayatına atılmasıyla gerçeklerle artık somut olarak karşılaştı ve savaştı.Ama hep bir hayal kırıklığı barındırdı içinde hep bir kırgınlık barındırdı..Ne onu dinleyen oldu ne de onu anlayabilen.Zaten anlasalardı Selim Işık ölüme kucak açar mıydı? Zayıf yanlarıyla