sora

sora
sudan korkanın nasıl büyür korku/su
...belirli bir davaya heyecanlı bir ilgi duyan kişiler için, “taparcasına bağlı” deyimini kullanırız; örneğin, William James’in belirttiğine göre, bilim adamları genellikle bir şeye iman edip inanmazlar, “onların özelliği bağlılık duygusudur.
Sayfa 15 - e kitap·Kitabı okudu
Psikoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ritüellerin pek çoğu, isteğe bağlı olarak, salt numinosum etkisi yaratmak amacıyla gerçekleştirilir ve bu sırada da ruh çağırma, kurban etme, meditasyon ve diğer yoga hareketleri, çeşitli derecelerde kendine işkence yapma vb. sihir ve büyü içeren belirli araçlardan yararlanılır. Fakat dışsal ve nesnel bir yüce davaya duyulan dinsel inanç, daima bu tür eylemlerden önce gelir. Örneğin Katolik kilisesinin, ekmek-şarap ayinini yapmaktaki amacı, inananları kutsamaktır; fakat bu hareket yüce gücün ayindeki varlığını büyüye dayalı bir işlemle ortaya koymak anlamına geldiği için, mantıklı bir bakış açısıyla yaklaşıldığında, bu dini ayinlerde hiç kimsenin yüce gücü orada hazır bulunmaya zorlayamayacağı ileri sürülebilir. Ne var ki,bu ayinler Tanrı’nm onaylamadığı takdirde yapılmalarını sağlamayacağı ilahi kurumlar olduğu için, yüce gücün kaçınılmaz şekilde ayinde hazır bulunacağı da ileri sürülebilir mantıklı olarak.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Psikoloji
...din, Rudolf Otto’nun(l) deyimiyle “numinosum” a, yani istence bağlı keyfi hareketlerin bir sonucu olmayan dinamik bir varlığa veya etkiye, dikkatli ve özenli bir şekilde uymaktır. Din, dinin yaratıcısı olmaktan daha çok onun bir kurbanı durumundaki insan öznesini (süjesini) kavrar ve kontrolü altına alır. Numinosum, nedeni ne olursa olsun, öznenin iradesi dışındaki bir durumunu gösterir. Gerek dini öğretilere gerekse kamuoyuna göre, böyle bir durum, her zaman ve heryerde, bireyin dışındaki nedenlere bağlıdır. Numinosum, ya görünür bir nesnenin (objenin) niteliğidir ya da görünmeyen bir varlığın etkisidir ve sonuçta, bilincin özel bir şekilde değişiklik geçirmesine yol açar.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Psikoloji
“Psikolojik açıdan varoluş, sadece bir bireyde meydana geliyorsa özneldir (sübjektiftir). Fakat, psikolojik varlık toplumdan çıkıyorsa, diğer bir deyişle kaynağı kamuoyuysa, nesneldir (objektiftir). Bu bakış açısı doğal bilimlerin yaklaşımıyla aynıdır. Örneğin, zooloji farklı hayvan türleriyle nasıl uğraşıyorsa, psikoloji de fikirleri ve farklı kafa yapılarını aynı şekilde inceler. Bir fil gerçektir, zira varlık olarak mevcuttur. Dahası, fil, ne bir sonuçtur, ne bir ifadedir, ne de bir yaratıcının öznel (sübjektif) yargısıdır. O bir fenomendir. Fakat biz psişik olayların isteğe ve keyfe bağlı oldukları, hatta insanı yaratan gücün icatları olduğu fikrine o kadar alışmışız ki, psike’nin (ruh) ve onun içeriğinin kendi keyfi icadımızdan ya da varsayım ve yargılarımızın sanal ürününden başka bir sey olmadığı önyargısından kendimizi kurtaramayız. Oysa gerçek şudur : belirli bazı fikirler neredeyse her devirde ve her yerde bulunur, hatta geleneklerden ve göçlerden bile etkilenmeyebilir. Bunlar, birey tarafından oluşturulmaz, kendiliklerinden ortaya çıkar-hatta bireylerin bilincine kendilerini kabul ettirir.”
Sayfa 10·Kitabı okudu
Psikoloji
“Din, insan aklının en eski ve en yaygın uğraşlarından biridir, bu nedenle insanın psikolojik yapısına değinen her psikoloji dalı, dinin sadece toplumsal ya da tarihsel bir olay (görüngü) olmayıp, çok sayıdaki insan için oldukça kişisel bir ilgi alanı olduğu gerçeğini gözlemlemeden edemez.”
Sayfa 5·Kitabı okudu
Psikoloji