Bir zamanlar hepimiz göçebeydik, gözle görülmeyen ama bilenin bildiği izleri sürerek dağlar, çöller, denizler aştık. Ama bir yere yerleşip de ağaçlar gibi kök saldığımızdan bu yana, tohumlarımızı saçacak olan rüzgarı kullanamaz olduk ve yalnızca hastalık ile mutsuzluk bulduk.
Artık başka duyarlıkları anlamıyorsa, başka inceliklere kapalı kalıyorsa, kendi hakkı yenmiş duyarlığının hakkını sonuna dek savunma duygusundan kaynaklanıyordur bu. Bir onur direncinden. Bize, bizden başka sahip çıkacak kimse kalmadı. Bütün yaptığımız müsveddeleri yaşama çabasından başka bir şey değil. Yaşadığıyla da, yazdığıyla da müsveddelerin insanlarıyız hepimiz.