"Dahası, yalnız başına intihar edilmez.
Kimse yalnız olmamıştır doğmak için.
Kimse de yalnız değildir, ölmek için.
Ama, intihar durumunda, doğaya karşı kendi hayatından kendini yoksun etme eylemine vücudu karar verdirmek için bir kötü varlıklar ordusu gereklidir."
Artaud, yukarıda ve kitabın genelinde olduğu gibi toplumun intihar üzerinde etkisini iyi şekilde analiz eder. Bu etkide en büyük rollerden biri de psikiyatrinindir ona göre.
Delilik üzerine yorumları bana hep Foucault'yu çağrıştırdı. Bence van Gogh'un deliliği de 'aklın dışladıkları' terimi kapsamında işlenmiştir Artaud tarafından. İktidarın elinde olan bilgi, akıl, tıp, psikiyatri; ona uyum gösteremeyen delilik, cahillik, hasta, deli, dahi...
Kitap dili ise bana ağır geldi. Çeviriden mi yoksa yazarın ağdalı dilinden mi kaynaklıdır çözemedim. Buna rağmen analizlerin ve tablolar üzerine duygu betimlemelerinin tadını çıkararak okudum.
Van GoghAntonin Artaud · Nisan Yayınları · 1991206 okunma
Güvercinlerin rehberlik ettiği atların rüzgârla bir olup dağları, denizleri, ovaları aşmasını seyretmek istiyorsanız; ayrıca masallara inanmayı özlediyseniz okuyun :)
Kitabı zevkle okudum.
Kurgusu olağandışı olsa da kitabın gerçekliğine uyum sağlamam zor olmadı.
Beni tek zorlayan şey baş kahramanın hikyesinin 5 yaşındaki bir çocuğa ait olduğunu kendime sık sık hatırlatmak zorunda oluşumdu.
Daha önce tiyatro okumadığım icin zorlanacağımı düşünmüştüm. Fakat dili gayet sade ve akıcı olduğundan kolay okudum.
Hepimizin - farkında olarak veya olmayarak- sancısı yaşadığı bekleme eylemini, zorluklarını, anlamsızlığını, boşluğunu; geç kalmışlığı, yakalamaya çalışmayı, oylanmayı, ötekine tutunmayı ağdalı olmayan, kısa cümlelerle anlatması hayatın gerçekliğini yüzümüze vuruyor bence. Hayat da bu kitap gibi yalın.
Hemen bitirebilirim. Ama beklemenin, neyi beklediğini bilerek/bilmeyerek beklemenin sıkıntısını kitabı okurken de hissettim.
Daha önce filmini izlemiş olduğum için çekinerek okumaya başladığım bir kitaptı fakat düşündüğüm gibi bir etkisi olmadı :)
İlk sayfalarda biraz yoruldum. Bunun sebebinin kahramanın kullandığı dil olduğunu düşünüyorum. İlerledikçe bu dile ( kelimelere veya argoya) alıştım ve daha rahat okuyabildim.
Alex ile kendimi özdesleştiremedim ( ki zaten anti- kahraman olarak bahsediliyor) ve hikayesinden yer yer rahatsız oldum ancak kitabın özgür iradeye ve tercihlere yaptığı vurgu, hatta suçun ve şiddetin psikolojik olmaktan çok toplumsal olduğununu sezdirmesi Alex'e daha nesnel bakmamı sağladı bence :)
Herkese tavsiye ederim, okunmalı.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma