‘’Uyuduğum bu yerden deniz görünüyor. Denizin ortasında kayıklar var ve sonunun nerede olduğu belli değil. Eğer bu sonsuzluğun bir parçası olabilseydim o zaman istediğim her yerde olabilirdim… böyle bütünleşmek veya böyle devam etmek istiyorum. Topraktan her zaman beni cezbeden bir güç yükseliyor. Yükselmek veya ilerlemek benim için önemli değil. Yalnızca sevdiğim bütün şeylerle gömülmek istiyorum. Tamamen değişmesi imkansız bütün sevdiğim şeylerde gömülüp eriyeyim. Bana öyle geliyor ki sadece kaçmak, yok olmakla, değişimle, yitip gitmekle önemsiz bir şey olmakla aynı şey.’’
*furuğ ferruhzad’ın ibrahim gülistan’a yazdığı mektuptan bir bölüm.
saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Adnan Yücel
• elleri yorgun kadın, yemeğe biraz daha tuz ekledi. o anda bütün organları ellerinin etrafında toplanıp ona nefes olmaya çalışır gibi bir hâl almıştı. sadece elleri yorgun olmayan kadın, bir süredir beklediği günlerin hesabını bir kenara bırakmış, ocaktaki yemeğin akıbetini düşünür olmuştu. derin bir iç çekti ve bütün organları yeniden yerini buldu. bir gün, bir kitapta okumuştu işte tam da böyleydi hayatın sonu, bir patlamayla değil, iç çekişleydi... //12.28