Murathan Mungan’ın derlediği Kadınlığın 21 Hikayesi, adı üstünde kadın olmanın çok katmanlı, çelişkili ve bir o kadar da evrensel hallerine odaklanan bir öykü seçkisi.
Kitap, kadınların çocukluktan yaşlılığa uzanan hayatları boyunca içinde bulundukları durumları, var olma mücadelelerini ve çoğu zaman bir erkek üzerinden kendini tarif etme zorunluluğunu masaya yatırıyor. Mungan bu seçkide yalnızca derleyen değil, aynı zamanda titiz bir okur ve rehber konumunda; önsözdeki açıklamalarıyla her bir öykünün neden seçildiğine dair ipuçları veriyor, okuru adeta bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın en büyük artısı, hiç kuşkusuz, kadın deneyimini farklı coğrafyalardan ve farklı kalemlerden okuma şansı sunması.Bu kadar farklı bakış açısını, üslubu ve kültürel arka planı tek bir kitapta bulmak gerçekten kıymetli.Bu çeşitlilik, okuru hiç sıkmıyor, tam aksine her yeni öyküde farklı bir dünyanın kapısını aralıyor.
Mungan’ın seçkiyi oluştururken gösterdiği özen de takdire şayan...
Ancak her seçkide olduğu gibi bu kitabın da tartışmaya açık yanları var. En belirgin sorun, seçkinin ritmindeki iniş çıkışlar; bazı öyküler o kadar güçlü ve çarpıcı ki, ardından gelen daha sakin bir öykü istrer istemez gölgede kalıyor.Kitapta yer alan öykülerin çoğu, kadının erkekle ilişkisi üzerinden tanımlandığı dinamikleri ele alıyor. Bu elbette kadınlık deneyiminin önemli bir parçası, ama tek parçası değil. Kadının kendi başına, erkekten bağımsız varoluşuna, kadın dayanışmasına veya queer kadın deneyimlerine daha fazla alan açılsaydı, seçki daha kapsayıcı olabilirdi. Ayrıca, 21 öykü boyunca belirli bir tematik bütünlük aransa da, bazı öykülerin seçkiye neden dahil edildiği sorgulanabilir; her ne kadar Mungan’ın titizliğine güvensem de, okur olarak arada “Bu öykü burada ne arıyor?” diye düşündüğüm anlar