Funda'dan...
Puan vermedi·162 syf.··
2026 18. kitabı
​Zamanından Önce Açılan Kapı: Kırk Oda ve Kalemimin Doğum Belgesi ​1000Kitap’ta paylaştığım kendime has aforizmaları, uzun edebi metinleri okuyanlar bazen şaşırarak soruyorlar: "Bunlar gerçekten sana mı ait?" Evet, bir bamyaya bile methiye düzecek, alelade görünen bir nesnenin arkasındaki o derin felsefeyi görecek kadar bana ait... Bugün bu kendime has yazıların, bu sıradışı bakış açısının ve gerilim tutkumun nereden geldiğini merak edenler varsa, onları ortaokul yıllarıma, bir okul kütüphanesinin tozlu raflarına götürmek isterim. ​Ortaokul sıralarındaydım. Ne bir rehberlik eden vardı ne de yaş uyarısı yapan... Kütüphaneden tamamen tesadüfen, bilinçsizce ve yaşımın çok üzerinde bir kitap alıp çıktım: Murathan Mungan’ın Kırk Oda’sı. Aslında yetişkin edebiyatına ait olan bu ağır, tekinsiz ve psikolojik gerilim yüklü eserin kapısını, o çocuk yaşımda araladım. ​Kitapta "Mavi Sakal" lakaplı o adamın kırk odalı sarayını okurken, çoğunluğun gördüğü o fiziksel masal ögelerinin çok ötesine geçmişti çocuk zihnim. O adamın, sarayına hapsedip üzerlerine kapılar kilitlediği kadınları sadece fiziksel olarak kesip biçtiğini değil; onların meraklarını, özgürlüklerini, benliklerini ve ruhlarını odalarda parça parça ederek nasıl "manevi cinayetler" işlediğini o yaşta hissetmiştim. Her karısının bir "suçundan", yani erkeğin otoritesine biat etmeyip kendi sınırlarını çizme arzusundan dolayı nasıl manevi olarak yok edildiğini gördükçe, çocuk kalbime hayatın ilk büyük sızısı düşmüştü. ​Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum: Bendeki o adalet arayışı, kadın dayanışmasına olan sarsılmaz inancım ve feminizm bilincim, o Mavi Sakal’ın şatafatlı hapishanelerinde ruhu nefessiz bırakılan kadınların feryadını o yaşta duymamla başlamış. ​Dahası, bugünkü yazın dilimin sırrı da o odalarda gizli.
Kırk OdaMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20071,713 okunma
Murathan Mungan seçkisi
7/10
·280 syf.·
2026 145. kitabı
Murathan Mungan’ın derlediği Kadınlığın 21 Hikayesi, adı üstünde kadın olmanın çok katmanlı, çelişkili ve bir o kadar da evrensel hallerine odaklanan bir öykü seçkisi. Kitap, kadınların çocukluktan yaşlılığa uzanan hayatları boyunca içinde bulundukları durumları, var olma mücadelelerini ve çoğu zaman bir erkek üzerinden kendini tarif etme zorunluluğunu masaya yatırıyor. Mungan bu seçkide yalnızca derleyen değil, aynı zamanda titiz bir okur ve rehber konumunda; önsözdeki açıklamalarıyla her bir öykünün neden seçildiğine dair ipuçları veriyor, okuru adeta bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabın en büyük artısı, hiç kuşkusuz, kadın deneyimini farklı coğrafyalardan ve farklı kalemlerden okuma şansı sunması.Bu kadar farklı bakış açısını, üslubu ve kültürel arka planı tek bir kitapta bulmak gerçekten kıymetli.Bu çeşitlilik, okuru hiç sıkmıyor, tam aksine her yeni öyküde farklı bir dünyanın kapısını aralıyor. Mungan’ın seçkiyi oluştururken gösterdiği özen de takdire şayan... Ancak her seçkide olduğu gibi bu kitabın da tartışmaya açık yanları var. En belirgin sorun, seçkinin ritmindeki iniş çıkışlar; bazı öyküler o kadar güçlü ve çarpıcı ki, ardından gelen daha sakin bir öykü istrer istemez gölgede kalıyor.Kitapta yer alan öykülerin çoğu, kadının erkekle ilişkisi üzerinden tanımlandığı dinamikleri ele alıyor. Bu elbette kadınlık deneyiminin önemli bir parçası, ama tek parçası değil. Kadının kendi başına, erkekten bağımsız varoluşuna, kadın dayanışmasına veya queer kadın deneyimlerine daha fazla alan açılsaydı, seçki daha kapsayıcı olabilirdi. Ayrıca, 21 öykü boyunca belirli bir tematik bütünlük aransa da, bazı öykülerin seçkiye neden dahil edildiği sorgulanabilir; her ne kadar Mungan’ın titizliğine güvensem de, okur olarak arada “Bu öykü burada ne arıyor?” diye düşündüğüm anlar
Kadınlığın 21 HikayesiKolektif · Metis Yayıncılık · 2004352 okunma
Reklam
Hevesi Kirpiğinde
Puan vermedi·112 syf.··
2026 10. kitabı
Bin yıllardır bu topraklarda o veya bu şekilde birçok insanın hevesinin mekanı kursaktı.. Öyle bir tutmuştu ki yerini yutkunamadı kimse.. Darbeler, katliamlar, Sivaslar, Ankara Garı, Gezi ve daha niceleri.. Polat özlüoğlu her kitabında bunları anlattı. Çünkü Murathan Mungan 'ın dediği gibi bu ülke unutanların ülkesiydi. Elbette kan davası değil amaç ama araya giren kan hatırlatılmalı ve yaşanan acıların bıraktığı izlerin silinmediği bilinmeliydi. Polat Özlüoğlu her öykü kitabı ülkenin çok da uzak olmayan geçmişine sizi en can alıcı yerden götürüyor. En zayıf, en çaresiz olandan başlıyor anlatmaya.. Çocuklardan.. Bir çocuk ağlarsa dünya yıkılmalı deniyor ya.. Yıkılmıyor efendim.. Geriye öyküde can bulan yarım kalmış bir çocuk gülüşü kalıyor. Hevesi Kirpiğinde.. Bir çocuğun kirpiğine asılı kalan bir katrenin içindeki kocaman bir dünyayı anlatıyor. Toplumda ötekileştiren varlığı reddedilen insan hikayeleri.. Sezen Aksu Erdal Eren'in resimini görünce "son bakış" şarkısını yazmış ya.. Polat Özlüoğlu da son bakıştaki kursaktan çıkıp kirpikten dökülen nice hevese ses olmuş. Dili çok etkileyici. Özellikle bir öyküde günüm sadece dedesinin elinden tutup mezarlığa giden çocuğu düşünerek geçti. Gidip kurtarmak istedim.. Sarılmak istedim. Yaralarını sarmak istedim. Gidenlerin geride bıraktıklarına söyleyemediklerinin arzuhalcisi bir kalem.. Yürek işçisi yani.. Okuyacak olana keyifli okumalar
Hevesi KirpiğindePolat Özlüoğlu · İthaki Yayınları · 202685 okunma
Mungan’ın Denemeleri
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 01:15
Murathan Mungan’ın denemeleri her zamanki gibi “ufuk açıcı” ve olaylara, olgulara farklı bakabilmeyi öğretiyor. Yaşayan en güçlü yazar-şairimiz. Sinemadan tiyatroya, mimariden resme, siyasetten tarihe…
Masa MikrofonuMurathan Mungan · Metis Yayınları · 20268 okunma
Puan vermedi·204 syf.··
2026 43. kitabı
Absurt edebiyata ait olabilecegini dusundugum bir eser ve yazarla tanistigim bir eser. Kitabin icerigi bakimindan Murat Mentes tarzi oldugunu dusundum. Ya da birbirini etkiledigini, sonucta ikisi de arkadaslar. Gelelim konusuna, beş yaşinda ama akli olgun bir insan gibi calisan kahramanimiz bir aksam bir cinayete tanik oluyor ve kendi yontemleriyle cinayeti cozuyor. Bu arada da yine bir cocuktan beklenmeyecek konusma tarziyla yetiskinlerin dunyasinda kendine yer bulmaya calisiyor. Ya da yetiskinler onu yanlarinda goruyor. Biraz felsefik biraz sosyolojik ve- atalarin tabiriyle- cok bilmis tavirlariyla beni hem guldurdu hem de dusundurttu. Konu da kisiler de sanki bizim mahallede yasiyorlarmis gibi oylesine sade oylesine bizden. Anlaticinin degismemesi Murat Mentes'ten ayirdigim tek nokta oldu diyebilirim. Cocukken hayalgucumuzun sinirlarini zorlardik, her sey bize cok basit gelirdi. Tipki kahramanimizin da dunyayi kurtarmasinin onun gozunde basit oldugu gibi..
Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz · İletişim Yayınları · 202013,2bin okunma
Kalemi kuvvetli bir roman
Puan vermedi·528 syf.··
2026 17. kitabı
İnceden inceden kadın düşmanıymışsın Murathan. Kitabın başlarında hemcinslerimden soğuttun. Kitabın genelinde de kız çocuklarından. Bir sürü kadın karakteri ayrıntılı şekilde analiz etmişsin ve hepsi birbirinden sıkıntılı. Kitap boyunca Nermin’e “Heh, herkesler kötü, bir tek sen iyisin sanki.” desem de ben de çoğu zaman onun gibi hissediyorum. Biraz okuyan, düşünen, derinlere dalan insan o sığ insanların arasında yalnız kalıyor. Nermin’den farkım şu ki benim, içinde kendimi yalnız hissedebileceğim bir kalabalığım bile yok. İyi bir gözlemciymişsin. Kadınları, erkekleri, insanları iyi gözlemişsin. Karakterler iyi yazılmıştı, hepsi gözümün önünde canlandı resmen. Kitabı sesli kitap olarak dinledim. Keşke hayat, bu kitabın bir de yazılı basımını okuyacak kadar uzun olsaydı. İçinde not almak, araştırmak istediğim birçok konu, altını çizmek istediğim bir sürü cümle vardı. Sesli kitapların bu yönü eksik kalıyor maalesef. Küçük yaşta kalabalık ailelere maruz kalan kız çocukları sosyal anlamda daha başarılı oluyorlar. Küçük yaşta entrika çevirmeyi, sır saklamayı, laf taşımayı, bazen taşımamayı, mimik okumayı, hesap kitapla davranmayı öğreniyorlar. Ben akrabalardan izole yetiştiğim için hiçbirini öğrenemedim ve iş hayatında bunun eksikliğini çok çektim. Gerçi öğrendiğim kadarı bile beni insanımızdan tiksindirmeye yetti. Benim de çok tarzım değil ama kitabı okuyunca canım çekti; gidip kendime şöyle taşlı, ışıltılı, topuklu bir ayakkabı alayım bari. Spoiler on O kartvizite çok acıdım. Neyse, her şeyde vardır bir hayır Nerminciğim. Belki böylesi daha iyidir.
Yüksek TopuklarMurathan Mungan · Metis Yayıncılık · 20173,646 okunma
Reklam
Reklam