Asıl mesele, zıt görünenlerin aslının tek olduğunu kavramaktır. O zaman kalp gaflette, dalâlette, inkârda kalıp "iki yüzlü" olmaktan çıkar. Keder de sevinç de, kahır da lütuf da insanın hayatını, diriliğini, canlılığını, giderek yolunu, yönünü, kıymetini belirleyen kanatlar olur. İnsan iki kanadın da hakkını anlar, kahrın da lütfun da bir sebebe bağlı olduğunu, ikisinin de nimet olduğunu kavrar. Bu hal "tevhid" yani "birlik" makamıdır. Hallere değil, halleri bahşedene bağlanmak demektir.