insanın kendine sahip çıkmasının dünyaya neler kattığını, gülen insanın güzelliğini, kederin de aşk kadar incelik istediğini, denizlerde gün batımının o büyük yangınını, geniş soluğunu aşkın, eşiklerde başlayan gurbeti, ayrılığın bile sevgiyle güzellik kazandığını… Senden öğrendim.
Bazı konular olur ki insan onun üstesinden gelmek ister ve bunu başarmak uğrunda da bir hayli fedakârlıkta bulunur. Fakat istenilene ulaştıktan sonra o konudaki eskiden görülen parlaklık ve arzu, insanın nazarında silinir gider. Adam kendi kendine der ki, "Meğer ben ne budalaymışım? Kaç zamandır olması için çıldırıp durduğum şey bu muymuş?"
O da biliyordu ki, herkesin ruhunu bedeninin çarmıhına gerdiği, bırakın acıyı, sevincin bile paylaşılamadığı bir dünyada, kimse boyunu incelik ve derinlikle ölçmeye kalkmazdı. Ama yine de ‘insanın acısını insan alır’ sözüne inanıyordu bütün yüreğiyle.