"Her dudakta aynı rezil şikâyet: yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lâğım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? Hayır, onlar Türkiye'nin insanından şikâyetçi. İnsanından, yani kendilerinden. Aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmazlaştıranlardır."
Mazlumun katiline methiye düzmek, kalemle ihanetin en sinsi biçimidir.
Ekrem Buğra Ekinci köşe yazısında "Birkaç Ermeni genci, bunları (Talat Paşa'yı) vurup Türklerin de intikamını aldı." deme cellatlığını gösteriyor. Bu, sadece bir iftira değil; milletin şehidine kurşun sıkanlarla aynı safta saf tutmaktır. Bu ifade, tarih ilmiyle değil, kinle yazılmış; bir vatan evladının hatırasına sıkılan soğuk bir kurşundur.