Platon'da her şey vardı:Akıl, akılötesi ve söylence. Bizim filozoflardaysa yalnız akıl ya da akılötesi var. Onun dışında her şeye gözlerini kapamışlar. Deliklerine kapanmış düşünüyorlar, köstebekler gibi.
Çağımız nihilisme'den çok çektiyse, aradığımız ahlaka nihilisme'i bir yana bırakmakla varılamaz. Hayır, her şey yadsımada ya da saçmada bitmiyor, biliyoruz bunu. Ama, önce yadsımayı ve saçmayı ele almalı. Çünkü, bizim kuşağımız önce onlara rastladı ve ilkin onlarla kozunu paylaşmak zorundadır.
Şu sözleri her seferinde melodik bir tınıyla söyleyecek bir ahmak vardır: "Onu hiç beklemediğin bir anda..." Tam da öyle, Orpheus artık onu beklemiyor. Bu yüzden onu arıyor ya! Artık hiçbir şekilde, beklemiyor, inanmıyor; Eurydike, nerdesin?