Tekrar edeyim ki, insan zekâsı ve bilgisiyle değil, ancak irâdesi ile insandır.Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat, hususiyle, ahlâkî mânâda irâde canlı uzviyetler zincirinin son halkasını teşkil eden insana mahsus bir kudret ve imtiyazdır.
Ahlâk ve fikir, tavukla yumurta gibi birbirinden doğma... Dedik ya; fikir, meselelerimizin "niçin?"i; ahlâk da "nasıl?"
Hatta ahlâkı, fikirden evvele almaya kadar gidebilir ve fikri ondan doğma kabûl edebiliriz.
Evet, bütün şubeleriyle O'nun ahlâkı...
O'nun sevdiğini sevmenin, hoşlandığından hoşlanma-nın, kızdığına kızmanın, tiksindiğinden tiksinmenin, renk, şekil, eda, hareket halinde topyekûn ahlâkı...
Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden,
Daha keskin eliyle, başını ensesinden, Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına; Yerleştirse başını, iki diz kapağına... Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
Yetiş, yetiş ey ulvî varlık muhasebesi!"
Modern insan her şeyi sıradanlaştırdı. Hikmeti kaybetti. Her şeyimiz var ama ruhumuz, sevdamız, coşkumuz, mutluluğumuz, hedefimiz yok. Çünkü insan kendini tanımadığı için mutsuz, umutsuz. Rüzgârın önündeki gazel gibi...
Ömür, güneşin seyrine bakarsanız doğuşu ile batışı arasındaki 12 saate kadar inebilir, hakikate bakarsanız bir gözün açılıp kapanışı kadar... Bir şimşek...