Murat

Murat
Yazıların ‘tamamı’ şahsıma aittir.
Sonra zaman, hiçbir şey olmamış gibi davranır. Günler yürür, geceler sönükleşir. Acı yorulur senden. Ve geçer. Geçmek, iyileşmek değildir; sadece taşımayı öğrenmektir. Bilirsin… Bazı yaralar kapanmaz, sadece sessizleşir.
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zamanın yenemediği aşktır bu. Nice yollar gerek, Aşmak için dağları dirayet gerek Kudretli bir nefes Ve keskin feraset. Aşka âşık oluşumdur bu sebep. İnanç gerek, Heybetli bir duruş, Kibar, ince bir dokunuş. Üzmemek için yiğit bir yürek gerek aşk için. Ondandır ki; giremez bu kapıdan ağıt bilmezler. Âşıklar Ağlarlar, düşerler, yanarlar da sinmezler. Ey benim şerefli aşkım, Ey benim haysiyetli sevdam, Sanadır aldığım soluğun üçte ikisi, Biri de üçte ikisinin gebesi. Gerekmez aşka güç, gerekmez kuvvet. Nazik bir öpücüktür aşk; budur yüce servet. Gel etmez, git demez, Hürdür, hür bırakır. Aşk’ta ezber gerekmez. ✍️ Murat Çağlar
Şiir
Yoruldum kendi izimi sürmekten Her adımımda aynı çıkmaz, aynı dar sokak Bir an durup nefeslendim sandım Meğer yanlış şehirde eksilmiş soluklarım Aynalar yüzümü değil, yükümü gösterdi Kimse bilmez, bazı geceler uyku değil keder kapatırmış gözlerimi. İçimde bir yer hep ağır, hep eksik, dışım ise “iyiyim” demeye mahkûm Düştüğüm yerlerden kalktım sandım ama dizlerimdeki sızılar hep hatırlattı kalkış ile çöküşün aynı bedende kardeş olduğunu Ne zaman kendime dokunsam toz kalktı geçmişimden ve gözlerime doldu yarım kalmış sevinçlerim Sonra öğrendim; insan bazen kendi gölgesinden bile habersiz yaşarmış Ben gölgemden kaçarken kendimi unutmuşum meğer Ve işte şimdi, sözlerim ağır sessizliğim onlardan da ağır Birikenler konuşamaz belki
Şiir
Baharla birlikte gelsen ya... Kışı devirmiş, imtihanı aşmanın sevincini haykırırcasına çiçeklenen ağaçlar, imrense gönlümüzün dirilişine. Toprak, uzun bir suskunluktan sonra yeniden konuşsa; her filiz, sabrın boşa gitmediğini fısıldasa kulağımıza. Gelsen de, içimizde yarım kalan mevsimler tamam olsa. Soğuktan ürküp içimize sakladığımız dualar, güneşi görünce cesaret bulsa. Yorgunluğumuz geçmese bile, umudumuz tazelense... Baharla gelsen ya; bir başlangıç gibi değil, sanki hep buradaymışsın da biz seni kış sanmışız gibi.
Şiir
Kelimeler, dudaklarımın eşiğinde bir türlü cesaret bulamayan yolcular gibi geri dönüyor içime; kimse duymuyor, ben sustukça kalbim daha gürültülü atıyor. Gözlerin bazı sorular soruyor cevapları çoktan bildiğini bilerek yine de bekliyorsun benden o en zor kelimeyi: “evet, böyle hissettim”… Ama bazen anlatmak değil mesele, bazen anlatınca eksiliyor insan, bir şey kopuyor sesinden, kendi yankısına bile dayanamaz oluyor. “Yanlış anlaşılmış bir cümlenin yükünü, sonradan açıklamaya kalkışmak; susarak sakladığım gerçeği söylememekten daha çok yoruyor zihnimi.” Ve ben, her susuşumda bir kelime daha büyütüyorum içimde; her açıklayışımda bir parça daha eksiliyorum kendimden. Belki de bazı sözler anlatılmayınca daha hakikatli, belki de bazı gerçekler susunca daha net görünüyor.
1000Kitap