Murat

Murat
Yazıların ‘tamamı’ şahsıma aittir.
Durulmamız lazım İçimizi ve kendimizi rahat bırakmamız Hiçbir savaş barış getirmez Önce kendimizle anlaşmalıyız
1000Kitap
Reklam
Tutunduğu dallar birer birer kopanlara, yüksekliğini ölçemediği uçurumlarda ayağı kayanlara… Kendinden defalarca özür dilemek isteyip yine de kendine en sert cümleleri kuranlara. Gülüşünün arkasına kederini saklayanlara, sesi titremesin diye susmayı öğrenenlere. Bir sabah uyandığında dünyası eksilmiş olanlara, babasının yokluğunu hâlâ kapı aralıklarında arayanlara. Hüznü omuzlarına sığmayanlara; kalbi, taşıdığı bedenden ağır gelenlere. Hayatını masallara değil, ardı arkası kesilmeyen yıkımlara benzetenlere… Her gece bir şarkının içinde kaybolup, sabaha biraz daha eksilerek uyananlara. Kaybolmayı alışkanlık hâline getirenlere; kendini bile bulamayacak kadar uzaklaşanlara. Sevdiği insanların sesini soğuk telefon cümlelerinden ezberleyenlere, Yüzleri fotoğraflarda donup kalanlara, hatırlamak için bakmak zorunda kalanlara. Unutmak için uyuyanlara değil; acısından uyumayı unutanlara. Yarım kalmışlara, eksik bırakılmışlara, üstü aceleyle yamalanmışlara. Özlemini kalabalık cümlelerin arasına sıkıştıranlara, “Burada olmayanlar” diye içinden geçirenlere. Düşerken bile onurunu saklayanlara, yarasını bahane etmeyenlere. Sırtındaki izleri kabuk bağlamayanlara, Kendini tren istasyonlarında unutulmuş bir bavul gibi hissedenlere… Kimsenin sahiplenmediği, ama hâlâ bir yere varmak isteyenlere. Kurala sığmayanlara, yasaya dar gelenlere, Kendi yolunu yürürken yalnız kalmayı göze alanlara. Bu satırlar; Kırılmış ama hâlâ ayakta duranlara, Dağılmış ama bütünü kalbinde saklayanlara.
1000Kitap
Takvimler suskun, günler ağırlaşıyor, adımlarımızın sesi taş zeminde yankı. Yaşımız ciddileşmeye başladı, ceplerimizde biriken sessiz taşlar gibi Pusuda bekliyor sanrı. Bir pencere kenarında duruyor zaman, camda buğu, nefeste titrekliğin izi. Eski fotoğraflar konuşmuyor artık, bakışları tozlanmış bir vitrin gibi. Geceler uzuyor, kelimeler kısalıyor, omuzlarımıza çöken yük anlatmadan anlaşılır. Bir nehir, yavaşça yön değiştirir ya, biz de öyle fark etmeden. Sözlerimizde pas, gülüşümüzde mesafe, kalbimiz bir saat: durmaz ama aksar. Ve her sabah, aynada başka biri, sessizce başını sallar. ✍️ Murat Çağlar
Şiir
Sonra zaman, hiçbir şey olmamış gibi davranır. Günler yürür, geceler sönükleşir. Acı yorulur senden. Ve geçer. Geçmek, iyileşmek değildir; sadece taşımayı öğrenmektir. Bilirsin… Bazı yaralar kapanmaz, sadece sessizleşir.
Edebiyat
Zamanın yenemediği aşktır bu. Nice yollar gerek, Aşmak için dağları dirayet gerek Kudretli bir nefes Ve keskin feraset. Aşka âşık oluşumdur bu sebep. İnanç gerek, Heybetli bir duruş, Kibar, ince bir dokunuş. Üzmemek için yiğit bir yürek gerek aşk için. Ondandır ki; giremez bu kapıdan ağıt bilmezler. Âşıklar Ağlarlar, düşerler, yanarlar da sinmezler. Ey benim şerefli aşkım, Ey benim haysiyetli sevdam, Sanadır aldığım soluğun üçte ikisi, Biri de üçte ikisinin gebesi. Gerekmez aşka güç, gerekmez kuvvet. Nazik bir öpücüktür aşk; budur yüce servet. Gel etmez, git demez, Hürdür, hür bırakır. Aşk’ta ezber gerekmez. ✍️ Murat Çağlar
Şiir
Reklam