Murat

Murat
Yazıların ‘tamamı’ şahsıma aittir.
Eriniyorum Rabbim, Yokuş aşağı yuvarlanan bir sessizlik gibi Duramıyorum hiçbir yerde. Bir boşluğun ağzına bırakılmış Bir zaman parçasıyım sanki. Kimse tutmuyor, kimse düşüşümü duymuyor. İçimde yırtılıyor bir perde. Gün ışığı bile çekinir olmuş yüzüme vururken, Gölgesiz yürüyen insanlar arasında En karanlık ben kalıyorum. Her adımım bir yankı, Her yankım biraz daha tanıdık bir acı. Belki çözülebilsem diyorum. Düğümlerini saklayan ipler gibi Yavaşça bıraksam içimdeki ağırlığı. Belki dağıldığım yerde Toplanır benden geriye kalan iyilik kırıntıları. Sen bilirsin, kimse bilmez Kırılmamın bile bir edeple olduğunu. Sonra doğrulurum elbet. Külleri üfleyen rüzgârı buldu mu Ateş nasıl yeniden canlanır; İçimdeki umut da öyle parlayacak. Yollara serdiğim suskun dualar Bir gün beni senden haberdar eder; Bundan eminim.
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sarsılıyorum Rabbim, Rüzgârın unuttuğu bir sokak gibi içim. Gölgem bile geri çekiliyor bazen, Kime yaslanacağımı şaşırmış bir akşamım ben. Düşüncelerim, darmadağın bir kervanın Yola saçılmış yükleri gibi ağır, eksik ve savruk. Hangi dağa düşeceğini bilmeyen bir gölgeyim ben… Belki devrilsem diyorum. Dizlerimin çizildiği yerden başlarım hayata, Toprağın üstündeki izim bile yön gösterir bana. Kalkarım elbet biliyorum Küllerine tutunan bir köz nasıl yeniden parlar Öyle parlayacak kırılmış yanlarım. O zaman bırakırım içimde kişneyen sabırsız yaraları Alıp dağların omzuna… Geçerim karanlığın bağrından, Bir geceye sığmayan dualar gibi, Göklerin en ıssız yerine asarım yalnızlığımı, Ve giderim; ne kadar uzaksa insanın kendine uzaklığı O kadar uzun bir yola. Çetin bir yol bu… Nefsimden kopardığım kirli taşları Birer birer atıyorum arkama. Gücümü, kendi çukurlarıma düşerek öğrendim; Kaderimin harfleri soğuk olsa da Avuçlarımda ısınıyor her biri. Kuşlar geçerken başımın üzerinden
Şiir
Bir ay’a bir at’a bir de taze demlenmiş çaya ve sana.. En çok sana. Kendi içimdeki sırlarımın en meşhurusun sen. Gizlesem de gözlerimden ayandır sevgim. At’da özgürlüğümü Ay’da ruhumu Sende hepsini buldum ben. Sen bunların hepsisin de, hiçbiri değil bir sen. ✍️ Murat Çağlar
Şiir
Henüz gençken birbirimizin kıymetini bilelim. Yaşlılık elbet gelip çatacak; onu görüp görmeyeceğimiz ise meçhul. Bu dünya sürgünü sona erdiğinde, ahirette de seninle olmak isterim. Yine de yaşarken seni eksiksiz sevmek, kalbimde hiçbir boşluk bırakmamak isterim. Bugünün kıymetini bilelim ki dünyada birbirimizi eksik sevmeyelim. Dünyada tam olalım, ahirette de bir olalım. Bizi ve tüm sevenleri birbiriyle sınamasın Rab. ✍️ Murat Çağlar
1000Kitap
Ey, bu gökler, bu deniz, kuşlar ve ağaçlar! Zamanın dahi yenemediği bu sevgim… Ne yalın bir sevdadır bu, ne şeffaf aşk! Şahidimdir bu sağanak, bu kar ve soluk beyaz yıldızlar. Ey ufkun paslı eşiğinde solan eski bir şarkı, Gecenin koynuna saklanan o ağır, o çatlak sesim bilsin ki; Ben bu aşkı, kaybolmuş tren istasyonlarının o buğulu camlarına yazılmış, unutulmaz bir not gibi yüreğimde saklarım. Rüzgâr, tenimde dolaşan yorgun bir anı gibi ürperirken Senin adın, zamanın derin kuyularına düşmüş bir yankı misali Karanlıkta büyür, büyüdükçe içimde daha keskin, daha kesif parlar. Ah, bu kalbim… Eski bir gramofonun çizik plağı gibi Her gece aynı sevdayı döndürür, döndürür, yine de bitiremez. Bil ki sevgilim, gölgesine bile kıyamadığım o ince yalnızlık Seninle konuşur içimde; seninle uyur, seninle titrer sabaha. Unutulmuş sokak lambalarının solgun sarı ateşi altında Hayalin, elimi tutan sıcak bir tezat gibi Bütün soğuğu deler, bütün karanlığı eğip büker. Ve işte, bu devrilmiş zaman terazisinde Ne geçmişe yenik düşerim ne yarına sığınırım. Ben, sadece sana akarım. Yorgun ufukların öte yakasına savrulsa da ömrüm Aşkım, bir kadim fener gibi En çürük rüzgârda bile sönmeden yanar. Ey gecenin közden örülmüş ağır sessizliği,
Şiir