Bizi halısızlık, ütüsüzlük, kıyafetsizlik değil; seyahatsizlik, tiyatroya gidememişlik, seminere para verememişlik, dergiyi ve kitabı tecrübe edememişlik, denize girememişlik öldürür.
Güzel sofralar hazırlamak. Eşime, çocuklarıma ve sayısı kalabalık olması beklenen misafirlerime. Sonra o sofraları kaldırmak ve yeniden hazırlamak. Kaldırmak ve yeniden hazırlamak. Birçok kadının hayatı bu kısırdöngü içinde yitip gitti.
Yemek masasında kadınları kurban ettiğimizi düşünüyorum yüzyıllar boyunca. Kadının emeğini, vaktini, hayatını, ki vaktimiz hayatımız demek ve vaktimizi bir şeye harcamamız hayatımızı ona harcamamız demek. Tükettiğimiz yiyecek değil sadece o masalarda. Çok daha fazlası. Hiçbir insanın hayatı hem bu işlerle hemde kendisine ait herhangi bir başka şeyle uğraşabilecek kadar geniş değil.