" Onun bedeni, ruhunun giysisinden öte bir şeydi. Ruhunun zuhur etmesi, içindeki ilahi özün saf ve zarif bir cisme bürünmesiydi. Bu ilahi duygu, genci allak bullak etti. Sarsıp aklını başını getirdi. O ana dek hiçbir ilahi kelam, hiçbir tanrısal alamet, hiçbir semavi isaret ulaşmamıştı kendisine. İlahi olan hiçbir şeye inanmamıştı. Hep dinsiz olmuş.... ve ruhların ölümsüzlüğü ile tatlı dalgasını geçmişti. Bu hayatin otesinde bir hayat yoktu ina göre; hayat o anda ve oradaydı, sonrasiysa sonsuz kör karanlıktı. Oysa kızın gözlerinde gördüğü şey ruhtu... hiçbir zaman ölmeyecek olan ebedi ruh. Tanıdığı hiçbir adam ve hiçbir kadın onda ölümsüzlük fikri uyandirmamıştı. Ama kiz öyleydi. Daha kendisine ilk baktığı anda fisildamisti bunu."